We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ankara’da hâkimler var, peki adalet?

31 29 25
18.03.2021

2015 yılında gerçekleşen iki genel seçim arasında geçen dönemde, Türkiye’yi bugün geldiği eşiğe taşıyan temel kırılma yaşandı. Bu seçimlerin ilki olan 7 Haziran 2015 seçimleri iki temel sonuç ortaya çıkarmıştı:

Birincisi, 3 Kasım 2002’den beri parlamenter sistem içinde sürdürdüğü tek başına iktidar dönemi sona erdi. AKP, oy kullanan seçmenin neredeyse yarısının seçim barajı nedeniyle parlamentoda temsil edilmediği 2002 seçimleri sonucunda yalnızca yüzde 34 oy almasına karşın TBMM’deki koltukların yüzde 66’sına sahip olmuştu. 13 yıl boyunca parlamenter sistemin denge kurumlarını ortadan kaldırmak için her fırsatı istismar etti. 2015’e gelindiğinde Erdoğan, plebisiter bir diktatörlüğün taşlarını döşemişti. Kendi yarattığı büyük krizleri çözebilecek tek kişi olduğu imajını yaratarak süreklileşen seçimler ve halk oylamalarında kendini oylatıyordu. 2014’te Cumhurbaşkanı seçildiğinde parti üzerindeki denetimini bırakmadı, 2015 seçimlerinde tarafsız ve partisiz Cumhurbaşkanı olmasına karşın seçim kampanyası yürüttü. Buna rağmen tek başına iktidarı sağlayamadı.

İkincisi, 12 Eylül darbesinin Türk-İslam sentezine ve kutsal devlet mitine dayanan ideolojik altyapısına uygun olarak, parlamentonun dizayn edilmesinin aracı olmuş yüzde on barajı, HDP’nin yüzde on üçün üzerinde oy almasıyla işlevini yitirdi. 7 Haziran 2015 seçimleri, otuz beş yıl sonra 12 Eylül darbecilerinin kurduğu, iktisadî ve ideolojik dayanakları gereği örgütlü işçi sınıfını ve Kürtleri siyasal topluluğun dışına atan rejimin en temel aracı olan barajı yıktı.

Cumhuriyet Halk Partisi bürokratları AKP ile istikşafi görüşmelerini yürütmekteyken, AKP-MHP ittifakının temelleri 7 Haziran seçimlerinin bu iki sonucu üzerine, 12 Eylül faşizminin politik ve ideolojik dayanaklarını konsolide edecek biçimde inşa edildi. Parlamenter hükümet sisteminin yerine barajı yüzde elliye çıkaracak bir tek kişi rejiminin getirilmesinde bu politik ve ideolojik amaç esas alınacaktı. 1990’larda Irak’ın kuzeyinde bir Kürt devletinin kurulmasını engellemek bahanesiyle Türkiye’nin kendi Kürtlerine reva gördüğü zulüm düzeni; 2015 sonrasında Suriye’nin kuzeyindeki Kürt varlığını engellemek için yeniden kurulacaktı. Toplumsallaştırılmamış, TBMM’ye taşınarak siyasallaştırılmamış ve kurumsallaştırılmamış barış görüşmeleri sonlandırılacaktı. Bütün bunlar için AKP’nin tek başına iktidar olacağı yeni bir seçim ve HDP’yi bir Türkiye partisi olarak kuran kadronun siyasetten tasfiyesi kritik bir önem........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play