We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kızlarını kurban eden aileerkillik karşısında kadın

35 26 17
07.03.2021

Açıklanan insan hakları eylem planında açıklanmayan hedeflerden birisinin hak ihlalleri sorununu çözmek değil mevcut hak ihlali alışkanlığına meşruiyet zemini kazandırmak olduğu çok açık. Dolayısıyla insanlık için bir medeniyet eşiği teşkil eden toplumsal cinsiyet kavramına ve eşitlik ilkesine yer vermeyişi hiç şaşırtıcı olmadı. Eylem planının temellerinden birisini teşkil eden 11’inci kalkınma planı hazırlık aşamasındayken bir önceki beş yıllık kalkınma planı gibi toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini içeriyordu. Ancak taslak metin, yayınlanmadan önce çok kısa bir süre içinde bakanlık bürokratlarına yukarıdan geldiği belirtilen talimatla, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesinden “arındırıldı”. Eşitlik ilkesini içermeyen son ekonomik kalkınma planı temel alınınca elbette insan hakları eylem planı da eşitlik karşıtı bir metin olarak çıktı karşımıza. Eşitsizliği savunan, eşitsizliği kurmayı hedefleyen bir insan hakları eylem planında açıklanmayan hedeflerden bir diğeri de kuşkusuz her alan ayrımcılık yapabilme keyfiyetini, kamu idaresinin hakkı olarak görmektir.

Bir süredir kuşatması altında yaşadığımız yönetim anlayışını “kurumların hakları insan haklarına mukaddemdir” şeklinde formüle etmek mümkün. Ülkeye sıcak para girişini sağlamaktan ibaret ekonomi yönetimini rahatlatmak için icat edilen yatırımcı hakları ise yabancı sermaye sahiplerine evrensel insan hakları hukukunun uygulanacağını müjdelemekten ibaret. Kendi vatandaşına gelince iktidar bloğu lehine oy kullananlar ve bu yönde oy kullanma potansiyeli taşıyanlar dışında görülenleri insan haklarından soyutlamayı mümkün kılacak bir eylem planı okundu yüzümüze. Adeta mevcutlu olarak dinledik yüzümüze okunan hükmü. Bundan böyle yabancı yatırımcı dışında kimsenin insan hakları hukukundan dem vurarak hak arama yoluna başvurması düşünülemez. Hoş şimdiye kadar da yabancı ülke vatandaşlarına ayrı bu ülkenin vatandaşına ayrı hukuk uygulanıyordu. Ama işte yönetim felsefesini anlamayan kimi densizler Rahip Bronson gibi Osman Kavala da serbest kalmalı diyebiliyordu. Artık kapitülasyonlar döneminin çifte hukuk düzeni, insan hakları hukuku açısından kurulmuş ülke, yöneticileri eliyle gönüllü koloni haline getirilmiş oluyor.

Yerli ve milli iddiası, yerliye hak yok vazife var esasını dayatıyor. Bu hesapça yabancı karşısında yerli ikinci sınıf insan sayılırken erkek karşısında kadın, bir kez daha ikincillik konumuna sürükleniyor. Kadının insan haklarını kız çocuklarının........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play