We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Toplumun ortasındaki bomba: ‘Sosyal molozlar’

78 145 183
22.01.2019
Ne işte, ne eğitimde ne de yetiştirmede olmayan gençlerin sayısı oldukça fazla. Bu üretim sürecinden kopuk ‘boş gezen kütle’nin AKP iktidarındaki rolü üzerinde durulmayı hak ediyor. Zira, rant çarkına sadece aileleri vasıtasıyla eklemlenebilen bu ‘soyal moloz’a milliyetçi mukaddesatçı ideolojinin taşıyıcısı rolü biçiliyor. Dolayısıyla mevcut skatükoya bağlılığı sürdüğü müddetçe, geri kalan herkes için saatli bir bomba gibi…

Şu anda YÖK Denetleme Kurulu’nda görevli Prof. Bülent Arı’nın, 2016’da yaptığı açıklamayı hatırlayanlar vardır: “Ben her zaman cahil halkın ferasetine güveniyorum. Üniversite mezunları daha tehlikeli.” Benzer sözleri AKP’nin Ankara adayı Mehmet Özhaseki’nin de söylediğini öğrendik. 2016 yılında Kayseri’de bir imam hatip okulunun açılışında, “Devlete hainlik edenlerin çoğuna bakın, üniversite mezunu” diyordu…

İktidar kendisi açısından sorunu çözmek için; imam hatipleştirme, bilimsel müfredattan azade üniversiteler açma ve NASA’nın cinleri kullanmayı düşündüğünü savunabilen akademisyenler vasıtasıyla adımlar atıyor. Nitekim eğitimdeki yeniden örgütlenmenin ürünlerini çoğu kez sosyal medyadan şaşkınlıkla izliyoruz şimdi. Bazen Çin Seddi’nin Çin’de olduğunu bilemeyen üniversitelinin yarışma performansında, bazen de pazarda uzatılan mikrofona “Mercedes Türk malı” diyen vatandaşın yanıtında…

Doğrusu ürkütücü bir tablo. Topyekun bir ‘akla isyan’ hali gibi. Kalabalıkların etrafına mantıktan, bilgiden gücünü alan her girişimin çarparak dağıldığı bir ‘cehalet kalkanı’ örülü sanki. Işığın içeri sızmasını sağlayacak bir çatlak aramaktan başı dönenler, akılcı araçların işlevsiz kaldığı sanrısına kapılmak üzereler. Boşvermişlikle fantastik muhalif kurgular arasında salınıp duranların sayısı hiç de az değil.

AKILDIŞILIĞIN SIRADANLIĞI…

Alman tarihçi Arthur Rosenberg, 1930’larda yazdığı bir makalesinde, “faşizmin mantığa aykırı davranışlarla kendisinin mantıki nedenlerle aşılamayacak, kırılamayacak bir oluşum olduğu” fikrini yerleştirdiğini söyler. Faşizm her eylemiyle, “aklın ve mantığın defterinin dürüldüğünü ve artık en ilkel dürtülerin hakimiyetinin kurulduğunu” göstermek ister. Ve arzular ki, herkes aynı yola sapsın, bu ürkütücü karnavala katılsın…

Ancak stratejinin başarısı nihayetinde akıldışılığı gündelik hayatta sergileyebilecek bir sosyal tabanın varlığına muhtaç. İktidarın sınıfsal karakteri ile uyuşmak mecburiyetinde olmayan, pasif destekle sınırlı kalmayan bir tabana… Sosyal statü ve konumların sınır çizgilerinin iyice silikleştiği ‘deklase’ unsurlara… Kısaca kimliklerini üretim sürecinin belirlemediği, ilkel güdülerin konakçısı rolünü........

© Gazete Duvar