We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Erdoğan'ın en zor seçimi

205 61 125
16.10.2018
Erdoğan ilk kez sert bir ekonomik daralmanın yaşandığı süreçte seçime giriyor. Krizin henüz ucunun göründüğü 24 Haziran'da yedi puan oy kaybetmiş bir partinin yerel seçimlerde istediği başarıyı elde edebileceğini söylemek iyimserlik olur. 2023 vizyonunu çoktan 2019'a çeken Erdoğan oy isterken ne vadedecek? Cevabı verdi aslında: "Ben gidersem sizin durumunuz hiç iyi olmayacak!" Bu, AKP'yi oy pusulasında coşkulu bir tercihten ziyade ehven-i şer durumuna çekmektir.

İktidarın ‘simge’ saydığı projelere de imza atmış büyük inşaat firmasının sahibi, bir aydır randevu almaya çalışıyordu. Partinin önemli isimlerini, bakanları devreye soktu. Nihayet gün verildi. İçeri girdiğinde görüşmek için türlü eziyetlere katlandığı isim camdan dışarıyı seyrediyordu. Yüzünü dahi dönmedi, beş dakika dinledi ve “Bu kadar mı?” diye sordu. Sektörün durumu, kredilerin kesilmesi, satışların durması, kendilerine de kurtarma planı hazırlanması… Söyleyeceği ne çok şey vardı oysa, ama bir ‘sırtla’ ancak bu kadar konuşulabilirdi. “Evet efendim” diyebildi sadece ve çıkıp gitti.

Falih Rıfkı Atay romanlarından fırlamış bir 1930’lar mizansenini andıran bu hikaye şu sıralar kulaktan kulağa dolanıyor. Patronun dert yandığı gazeteciler elbette olayı yazamadılar. Benzerlerinde olduğu gibi. Yandaşların adına bile sorunları yazabilecek bir medya da kalmadı çünkü. Sükut sarmalı yalnızca muhalefeti etkilemiyor, kaderini ve gelirini iktidara bağlamış olanları da içine çeken bir girdaba dönüşüyor.
AKP’yi kuran ilk kadroda görev almış, MKYK üyeliği ve üç dönem İzmir milletvekilliği yapmış Mehmet Tekelioğlu’nun 12 Ekim günü yazdığı Kızılcahamam yazısı bu bakımdan dikkat çekiciydi. Salonda başka kuliste başka konuşulmasının 16 yıldır ilk defa görüldüğünü belirten Tekelioğlu şöyle diyordu: “Suskunluk kaderimiz olmuş durumda. Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan hiçbir sınırlama koymadı… Peki, kulislerdeki sıkıntı niye dile gelmedi. Muhtemelen trollerin katliamından çekinilmiştir. Trollere söz geçiren de olmadığına göre endişeyi makul mü görmeliyiz? Suskun bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz… Oysa Ak Parti’ye gönül verenlerin de, ülkeye gönül verenlerin de susacağı günler değil bu günler…”

Parti içinde hâlâ prestijli bir isim sayılabilecek Tekelioğlu’nun serzenişi bununla da sınırlı kalmadı. Erdoğan’ın kriz var mı yok mu bir türlü karar veremediği ve sonuçta........

© Gazete Duvar