We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çarpık havalimanındaki ‘Hophopçu’ cinayeti

218 141 806
30.10.2018
3. havalimanı; göller kurutulup ağaçlar sökülerek, kuşların yuvası yıkılıp toprak çürütülerek, onlarca işçinin bedeni parçalanarak kurulan çarpık bir iktidarın suretinden başka bir şey değildir. Yapımında seri cinayetler işlenen bir mekanda, nasıl bir ‘zafer tarihi’ yazılabilir ki?

Tuhaf bir işi vardı. Görevi, hafriyat kamyonlarının yüklerini boşaltacakları yeri göstermekti. Bütün gün kamyonların peşinde koşar, “Hop, hoop” diye bağırırdı. Bu yüzden şantiyede ‘Hophopçu’ diye bilinirdi. Yine geceye sarkmış mesailerin birinde, tahtakurulu bir yatağın ve bozuk yemeğin dinlendirebileceği kadar dinlenebilmiş bedeni, zar zor ayakta duruyordu. Karanlıkta üzerine gelen kamyonu ancak görebildi. Bu kez işinin gereği değil, can havliyle “hoop” diyebildi. 40 ton taş ve kum üzerine boşaldı. O dakikadan sonra “hop, hoop” demediğini kimse fark etmedi. Ertesi gün de fark etmediler. Bir sonraki gün ve daha sonraki gün de… Ta ki karısı, üç gündür haber alamadığı kocasını aramaya gelene dek. En son çalıştığı bölgeye gittiler. Hafriyatı kazdılar. Ezilmiş bedenini çıkarıp, aceleyle ailesine teslim ettiler. Tutanak tutmadılar; orada hiç çalışmamış, hatta hiç yaşamamıştı… (*)

Aşırı acıklı bir olay. Havalimanında çalışmış herhangi bir işçiden onlarca benzerini dinleyebilirsiniz. ‘Tanıksız’ ve ‘kayıtsız’ olanların ne ismini ne memleketini öğrenebilirsiniz. Faili meçhul cinayetler gibi birileri hikayelerini yazana kadar da olan biteni ancak kulaktan kulağa aktarılırken duyabileceğiz.

Oysa dün açılan havalimanını aylarca anlatacaklar. İnen uçakları, yolcuları sayacaklar. Teknolojisine, hizmetlerine, pistine neşeyle övgüler düzecekler. Azametini diğerleriyle kıyaslayıp, iktidarın başında parlayan bir taca çevirecekler. Havalimanını büyüttükçe, ‘Hophopçu’yu küçültecekler; önemsizleştirip bedeni gibi hikayesini de beton........

© Gazete Duvar