We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Başkan yetmedi, ‘süper belediye başkanı’ da verelim

73 66 93
18.12.2018
Son dönemde geçen bir dizi yasa başkanlık rejiminde bir eksen değişikliğine işaret ediyor. Merkez-yerel arasında bütçe ayrımı kaldırılıyor. Merkezi kaynaklar yerelleşirken, yerel projeler merkezileşiyor. Ve bu durum, kendine uygun bir idari sistemi de beraberinde getiriyor. CEO gibi yönetilecek başkanlık sistemi diye çıkılan yol, devasa bir belediyeye uzanıyor. Tek kafada iki şapka var: Patronlara ve dışarıya karşı ‘Başkan’, halka karşı ‘süper belediye başkanı’...

24 Haziran seçimlerinden sonra açıklanan ve bir ‘soğanı’ andıran başkanlık rejimi örgütlenmesi ilhamını, Necip Fazıl’ın ‘Başyücelik Devleti’nden alıyordu. 1951’de Büyük Doğu Partisi Ana Nizamnamesi’nde sunulan manifestonun esası, ‘halkın’ değil ‘hakkın’ seçtiği yüceler kurultayı ile onun reisinin liderliğine dayanıyordu. Silahlı gücün başkumandanı, adalet dağıtıcısı ‘Başyüce’ için kanun, subjektif yoruma dayalı, esnek bir nizamdı. ‘Başyücelik’, muhafazakar sağ siyasetin İslami kaideleri referans alan devlet ve toplum tasavvurunun ütopyasıydı. Soğuk Savaş kalıntısı bu ütopya, ‘realpolitik’le donatılmadığı müddetçe de kof bir hayal olarak kalacaktı…

Bu mitten yola çıkan Erdoğan, ihtiyaç duyduğu ‘realpolitiği’ inşa edebildi mi peki? KHK’lar, OHAL’in kalıcılaşması, tek imzaya tabi karar mekanizmaları, parlamentonun işlevsizleştirilmesi ve nihayetinde ‘anayasasızlaştırma’ süreci, yeni rejimin rotasını kesinlikle ele veriyor. Ama bunun ‘kurucu bir irade’ olduğu savunulabilir mi, orası tartışmalı. Yıkıcılık tamam da ya yerine yapılan?

Siyaset bilimcilerden hukukçulara, sosyologlardan gazetecilere geniş bir yelpazede süren bu tartışmayı burada özetlemek güç. Ama kabaca yeni rejimin kaderinin ‘zor-ikna’ kapasitesinde düğümlendiğini söylemek yanlış olmaz. Zira, ‘realpolitik’ saf gücü gerektirse de, nihayetinde uzun vadeli ömrü ikna kabiliyetine bağlı. Bu bakımdan yerel seçimlere giderken hızla atılan adımlar, seçmen popülizmi penceresinden bakıldığında yeni bir şeyler anlatmıyor olabilir, fakat, idari yapıdaki bazı köklü değişikliklerin, başkanlık rejiminin örgütlenmesindeki tıkanıklığı aşmaya dönük bir eksen değişikliği olduğunu da iddia etmek mümkün. Değişikliğin doğrudan ikna kabiliyetiyle, rejimin yumuşak karnıyla ilgili olması, güçlü bir ipucu…

***

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu geçen hafta ilginç bir açıklama yaptı. “Keşke” dedi, “Tayyip Bey Cumhurbaşkanlığını bıraksa da bizim İstanbul adayımız olsa. O işi iyi yapıyordu. Hakkını veriyordu.” Bu sözler, Saadet Partisi’nin sık tanık olduğumuz esprili açıklamalarından birisi olarak kayda geçebilir. Diğer yandan bir gerçekliğe tekabül ettiği de muhakkak. Nitekim Erdoğan, kağıt üzerinde mükemmel bir ‘soğana’ benzese de, fiiliyatta ‘soğan........

© Gazete Duvar