We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Karpuz 'heykeli' yapan kültür esnafı

42 44 0
26.06.2021

Gün geçmiyor ki yeni bir garabet “heykel” ile karşılaşmayalım. Rica diyorum, lütfen seferberlik ilan edilsin ve 81 vilayete mantı, gözleme, pastırma, pişmaniye, kaşar peyniri, kebap artık Allah ne verdiyse bir seferde 81 heykel yapalım da bitsin artık bu işkence. Taksit taksit görünce hakikaten tahammülfersa bir durum ortaya çıkıyor. AKP’nin sanata bakış açısının en çıplak hali bu “heykel”ler olsa gerek. Kenan Evren’in Picasso resmine bakıp “Bunu ben de yaparım” demesinin yarattığı tahribat sürecini, AKP döneminde yaşamaya devam ediyoruz. Melih Gökçek’in “böyle sanata tükürürüm” ünlü sözünde ifadesini bulan bu zihniyet, “heykel”de yerli ve milli olmaktan çok “yerel”, hatta “mahalli” olmayı şiar edinmiş durumda. Bu tarz işleri esasında heykel diye tanımlamak mümkün değil, folklor desek o da tam değil sanki. Yapılan işlerin astronomik rakamlarına bakınca, bu ucubelerin bir tür para transfer aracı olduğunu da görmek mümkün. Her transfer 5’li çetelere olduğu gibi milyar dolarlık meblağlarda olacak değil elbette...Taşra da kültür esnafı da biraz kazanacak değil mi?

“Bir günah gibi: AKP’nin kültürle imtihanı” yazısında ifade etmeye çalıştığım gibi AKP iktidarının kültür ve eğitimdeki temel politikası “niteliği yukarı çıkartamıyorsan var olanı aşağı çek” üzerine kurulu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bundan üç yıl önce “Geçtiğimiz 16 yıla baktığımda kültür-sanat alanında yeteri kadar mesafe kat edemediğimizden dolayı hep hayıflanırım” itirafını hatırlarsak, kültürel anlamdaki bu muktedir olamama halinin hayati önemini daha iyi kavrayabiliriz. Hayaller; 21'inci yüzyılın Farabilerini, İbn’i Rüşdlerini yaratmakken, gerçekler hâlâ; “Türk demek Müslüman demektir” diyen, Aleviliği “sapkınlık”, Alevileri “sapık” olarak gören, şiirleriyle yıllarca her cenahtan insanın gönlünde taht kuran, şeriatı her fırsatta savunduğunu itiraf eden İsmet Özel ya da “Kendilerine geçici düzenler kuruyorlar, esas düzen, İlahi düzen yasak oluyor” diyen Sezai Karakoç ile sınırlı kaldı. Bunlara şimdi neredeyse her ile, her ilçeye inşa edilen bazlama, köfte, bardak, kayısılardan oluşan heykel yapıcısı diyebileceğimiz kültür esnafını eklememiz gerekiyor. Esnaf ve KOBİ’lerin desteğiyle bu günlere gelen iktidarları döneminde semaver heykeli yapan bir kültür esnaf zümresi de yaratmayı başardılar. Tüm bunların 19 yıl sonra iktidarda derin bir hayal kırıklığı yarattığı aşikâr olsa gerek. Gazete ve televizyonlarda ağzı iki kelime laf yapıyor diye paye verilen İslamcı ya da kendini liberal sanan muhafazakâr isimlerin nefret suç dozajına bakarak da kültürel hegemonya kurulamıyor. İzlenen aslında kültürel vasatlığın kutsanması, yerli ve millilik üzerinden kültür değil de gayet mahalli, tuhaf bir folklor yaratmak.

Aslında bu heykel mevzusu çok derin elbette. Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren heykel ideolojik bir araç olarak kullanıldı. İnegöl köftesi ya da Nasrettin Hoca heykellerinin arkasında da vasatlığın kutsanmasına dayalı ideolojik bir altyapı var. Oysa bu topraklarda Efes'te, Perge’de, Magnesi’de çok sayıda heykel okulu, daha en başından çıtayı yukarılara taşımıştı. Cumhuriyet döneminde kurulan Güzel Sanatlar Fakülteleri de heykele her zaman önem verdi. Bu nedenle Diyarbakır’daki birden çok........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play