We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İktidarın otoimmün hastalığı ve 'Üçüncü İttifak'

71 35 0
29.05.2021

Son günlerde yaşanan gelişmeler; AKP-MHP ortaklığı ile onları destekleyen Ağar-Çakıcı-Perinçek ve bilumum zevattan oluşan blokun, var olan kaotik düzeni en azından bu şekilde daha fazla sürdüremeyeceklerini, sürse dahi uzun ömürlü olamayacağını açıkça bizlere gösterdi. Hazırlanmakta olan anayasa değişikliğinin içeriği, iktidarı nasıl sürdürmeyi planladıkları konusunda bizlere bir fikir verecektir muhtemelen. Ancak bugün için bir “ilk”in yaşandığını söylemek mümkün çünkü iktidarın ana omurgası ve bileşenleri bu kez katı defanstalar. İlk defa dertlerini anlatmak için çırpınıyor ve “suçsuz” olduklarını anlatmaya çalışıyorlar. Sedat Peker gibi, daha önce beraber yürüdükleri bir isimden gelen ifşalara karşı, Cumhurbaşkanı’ndan Binali Yıldırım’a, Soylu’dan Ağar’a kadar birçok ismin açıklama yapmak zorunda kalması, ne yazık ki 19 yılda muhalefetin bir türlü başaramadığı bir tahribatı gözler önüne serdi.

İktidar, vücudun kendi kendini yediği lupusvari bir otoimmün hastalığına yakalandı adeta. Devlet aygıtını oluşturan bileşenlerin çokluğu, Türkiye’de her zaman var olan iktidar kliklerinin siyaset geleneğini aşan mahiyette müdahil olmak istemeleri, hukukun yargı mekanizmalarının tamamen dışındaki taşeronlara devredilmesi, yaşadığımız krizin temel nedenlerinden bazıları. Tıpkı bağışıklık sisteminin gerektiğinden fazla çalışması durumunda vücudun kendi dokularını yabancı olarak algılaması ve bu dokulara saldırarak zarar verdiği otoimmün hastalıkları gibi, iktidar odakları da iç çatışmalarla cebelleşiyor.

17-25 Aralık sürecinde ve daha sonrasında gördüğümüz devlet pastasından daha fazla pay alma savaşından Erdoğan zaferle ayrılmıştı. Birçok yorumcunun işaret ettiği gibi bu süreçten de Cumhurbaşkanı’nın temizlik yaparak ayrılması, krizi yine fırsata çevirmesi, lime lime dökülen devletin içindeki sorunlu iktidar bileşenlerini tasfiye etmesi ve yerine başkalarını koyması elbette olasılıklar dahilinde. Ancak son derece güç teşhis edilen otoimmün hastalıklarının bir başka özelliği de hastalık bir organda tutulum yapınca onu kolay kolay bırakmaması ve daha sonra başka hedeflere yönelmesi, yani iş bu sefer o kadar kolay olmayabilir.

İktidarın içinde Peker’in deşifre ettiği; Pelikancılar-Ağarlar V Soylu-Çakıcı-Bahçeli, bunlarla organik bağlantıları olan Avrasyacı V NATO'cu çatışmalarının kamuoyunda bu derece konuşulmasını önlemek için standart propaganda uygulamaları yine devreye girmiş durumda. Peker videoları yayınlanmaya başladığı günden itibaren Diyarbakır’da “maket uçak” saldırılarının, uyuşturucu operasyonlarının, yol/cami açılışlarının, “uzaya gidiyoruz” haberlerinin, “petrol bulduk yaşasın” açıklamalarının ardı arkası kesilmedi ancak görülüyor ki bunlar eskisi gibi artık dikiş tutmuyor.

Prison Break dizisini izleyenler bilir, dizide başkan dahil bütün ABD’yi, adına........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play