We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

'İkizderelilere oh olsun'

109 40 33
08.05.2021

İkizdere direnişiyle ilgili tepkileri ikiye ayırmak mümkün. Kayıtsız şartsız bu doğa katliamında yöre halkının yanında olanlar ve “oh olsuncular”. İkinci gruptaki insanlar kendilerini o kadar muhalif görüyorlar ki, AKP iktidarına oy verenleri duymak, görmek dahi istemiyorlar. Gerek şahsi Whatsapp gruplarımda gerekse sosyal medyadaki yazılara bakarak, artık işin sonuna gelindiğine ve ilk seçimde gideceklerine inananlar da ne tuhaftır ki yine aynı insanlar. Peki “karşı mahalle”den direnenlere “oh olsun” diyerek değişimi sağlamak nasıl mümkün olabilir? Kutuplaşma kavramının, artık geldiğimiz noktayı tanımlamada yetersiz kaldığı, keskin bir yarılmanın yaşandığı bir süreçte, haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı direnenlere “beter olsunlar” demek, koca bir hiçlikten başka ne getirebilir?

Reel siyaset pragmatik eylemler bütünüdür. Devrimciyseniz ya da anarşistseniz anlaşılabilir inatçı bir duruşunuz vardır: Parlamenter demokrasi içinde mücadele edenler burjuva partileridir, düzenin değirmenine su taşırlar. Burjuva hukukuna kategorik olarak karşı çıkılır vs. Ancak seçimle iktidarın değişeceğine inananlardansanız bir sonraki seçimde desteklediğiniz partinin nasıl iktidara geleceğini de düşünüyor olmanız gerekir. Erdoğan’ın memleketi olan Rize’ye bağlı İkizderelilerin oranında Cumhur İttifakı’na oy vermiş olmasına kızanların, asıl olarak muhalefetin geçen 19 yıla rağmen neden hala %5’te kaldığını sorgulaması gerekiyor. Bu oranı yükseltmek için, AKP taklidi bir muhafazakarlık ya da MHP çakması bir Türkçülük stratejisi izlemenin başarılı sonuç vermediğini, en azından ana muhalefet partisinin oylarının anketlerde bir türlü artmamasından görüyoruz. Kitleye dokunma, ezilenlerin/yoksulların her daim yanında olmayı becerememe, ikna edici bir dil tutturamama kronik bir hastalık ve döngü haline geldi. Misal vermek gerekirse, Ordu’da 2006 yılında iktidara karşı seksen bin kişinin katıldığı öfke dolu fındık mitinginden sonra AKP’nin yine açık ara birinci parti olmasını, sadece insanların kaypaklığına bağlamak, problemin derinliğini göz ardı eden son derece kolaycı bir yaklaşım olsa gerek.

Görünen o ki, AKP’nin kemikleşmiş bir % oyu var. İktidarın nimetlerinden nemalanmış ya da komşusu, akrabası, arkadaşı bu kliantel mekanizmanın bir parçası olduğu için kendisine de sabırla sıra geleceğini düşünen, lider kültüne damardan bağlı bir kitle bu. Eski-yeni büyük sermaye grupları ve bu 25’lik........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play