We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ödün vermek, gerilim düşürmek, gelecek vizyonu

109 31 23
28.03.2021

Dış politika bakımından Ankara demek, Erdoğan demek. İkisini birbirinin yerine kullanmakta sakınca yok. Ankara, Batı’ya yani ABD ve AB’ye sıkıntı çıkarıp, dış politikasını olası pazarlıkta elini güçlendirdiği varsayımına dayandırmıştı. Sahada olan, masaya oturacaktı. Çocuk masasından, baş masaya terfi olunacaktı. Olmayacağı belliydi, nitekim olmadı. Sandalyemizde eğreti oturup, önümüze konan yemeğe kafalarımızdaki yeniçeri börklerinden çektiğimiz tahta kaşıkları sallıyoruz.

Böylece, içeride kalabalıkların “o eski ihtişama geri yürüme”, “emperyalizm yahut sömürgeci küffar önünde diz çökmeme yani mukavemet” (direniş yerine özellikle Arapça sözcüğü yeğledim ki, düşünsel akrabalık vurgulansın), “Mavi Vatan”, “doğal sınırlara, yaşama alanına doğru kasları şişirme”, “Kürdün hevesini kırıp, Araba yeni iktidar odağını gösterme” yollu içi boş sloganlarla duygularının okşanması amaçlandı. Punduna getirip, doğal kaynaklara çökmek ve kimi eski Osmanlı beldelerine dalmak usul ittihaz edildi. Giderek Müslüman Kardeşler’e indirgenen bir muhayyel Arap âlemi, İslâm dünyasından medet umuldu.

Dış politika, iç politikanın uzantısı durumuna getirildi. Buna karşılık, dış politikada maliyet hesabından kaçınıldı, kamuoyuna hesapvermezlik benimsendi. Anlatı, olanın yerini aldı, diplomasi bir halkla ilişkiler alıştırmasına (“egzersiz” anlamında) indirgendi. Akılcılık terk edildi, fırsatçılık ve İslâmcı-milliyetçi romantizm öncelendi. Aynaya bakmak, kantara çıkmak, ittifaklardan yararlanmak yerine böbürlenmek, dayılanmak, atar-gider yapmak, ayar vermek makbul kural halini aldı.

Gelinen yerde, iddialı veya kol bükmeye dayanan dış politikanın kısıtları ortaya çıktı. İkna kabiliyeti, diplomasi sanatı sıfırla çarpıldı. Libya’da, Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Yunanistan’la ve Mısır’la ilişkilerde hatta Suriye’de de geri adım atıldı. Söz konusu adımların tamamı, bir bütün olarak değerlendirilip, gerilimi düşürücü, yapıcı yaklaşım olarak da görülebilir. Öyle olması da bana göre doğru olur. “Erdoğan içten midir, değil midir” sorusunun çok diplomatik anlamı olduğunu sanmıyorum, şimdiye dek de hiç sanmadım.

Çabucak göz atalım bu dosyalara, sonra AB ve ABD ile ilişkilere geçelim. Libya’da üçbuçuk “kazanım” vardı: Vatiye Üssü, Trablus’la yapılan deniz yetki anlaşması ve Trablus tarafını, Bingazi tarafına karşı ayakta tutmak, buçukuncusu da yakın erimde Libya petrollerinden nemalanmak. Bunların tamamı artık sallantıda. Doğu Akdeniz’de sondaj gemileri Antalya Körfezi’ne çekildi. Kıbrıs’ta Maraş’ta piknik ve iki devletli çözüm derken, masaya geri dönüş. Yunanistan’la istikşafi görüşmeleri yeniden başlatmak ve Dışişleri Bakanı Dendias’ın Ankara’yı ziyareti. Mısır’a Müslüman Kardeşler’in sesini kısmak jesti. Suriye’de, Fırat’ın Doğusu’na dalamamak, dalınamayacak olunuşun teslimi ve Idlip’te sıkışma.

Adeta müzakere masasına üzerinde intihar saldırganı yeleğiyle oturan Ankara, ekonomik iflâsla bir karadeliğe dönüşme tehdidini de, haritadaki yerinin değerini pazarlamayı da tepe tepe kullandı. Yukarıda sayılan alanlarda bundan böyle maraza çıkarmayacağı taahhüdünü en azından ihsas etti. Karşılığında AB’den yaptırımın önü alındı. Yasadışı göçün önlenmesi ve Türkiye’ye yerleşik Suriyelilerin........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play