We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

GPS–Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem

86 27 11
11.04.2021

Unuttuk, gitti bile: ABD’de dört yıl boyunca bir Trump fırtınası esti. “Yaşandı bitti saygısızca / Aldatmanın tadına varınca.” (Şimdi alıntılayınca bak güfte manidar* geldi ha, ama neyse biz konuyu dağıtmayalım.) Hepimiz, dünyanın en eski, en yerleşik demokrasisinde Trump gibi birinin, nasıl olup da zirveye çıktığına şaşırıp kalmıştık. Dört yıllık icraatı şaşkınlığımızı katlayarak artırdı. Belki en büyük şaşkınlığı da, onca olup bitenden sonra, Trump’ın yenildiği başkanlık seçiminden Biden’ın ardından ülkenin oy rekorunu kırarak ve seçmenin yaklaşık yarısının oyunu alarak çıkmasında yaşadık.

Bir başka şaşkınlık, “koca” Demokrat Parti’nin sarıadamın karşısına çıkarmak için bula bula 78 yaşındaki Joe Biden’i bulması oldu. Nitekim Biden 20 Ocak’ta ABD tarihinin en yaşlı başkanı olarak koltuğuna oturdu. “Bu zat”, başkan yardımcılığı yapmış, Obama döneminde de, Bayan Clinton’un mahut başkanlık kampanyasında da sırasını sabırla belki umutsuzca beklemiş, Trump’ın karşısına çıkacak adaylar yarışına da kuponun tepesinden girememişti. Hayatında, içtenlikle “Tanrı kimseye göstermesin” diyeceğim, eşini çocuğunu otomobil kazasında, gözünün bebeği yetişkin oğlunu beyin kanserinden kaybetmekle sınanmıştı. Kendi çocukken babasının iflâsı da daha alt kademeden aynı öyküye eklenebilir.

ABD’de de “sistemi güçlendirmek gerektiği” tartışması yok değil. Buna karşılık orada, bizim giderek Putin’i, Xi’yi filan aşıp, Berdimuhammedov’lar ligini zorlayan ileri demokrasimizle kıyaslanacak bir durum olduğundan herhalde söz edilemez. Ülkeyi söylerken “birleşik devletler”, o devletlerden biri sözkonusu olduğunda “eyalet” demeyi yeğlesek de yerinden yönetim var. Çift meclisli (senatolu) denge-denetim, bağımsız yargı, özgür medya, ifade özgürlüğünün hani “dibi”, kısa ve öz anayasasında yazmasa da (1791 tarihli 1. ek maddeyi de Murat Sevinç hocamız anımsattı) en azından “ruhunda” sekülerizm, seçilenin atanmışa üstünlüğü, çoğulculuk, hukuk devleti vesaire bunların hepsi layıkıyla var. İstisnai tarihsel gelişimi de cabası.

Şimdi taze başkan Biden o ABD’de FDR, LBJ gibi kalıcı iz bırakan, dönüşümcü, birleştirici yani özcesi sağaltıcı bir başkanlık yapacağı izlenimini veriyor. Başkandan ziyade “başşifacı” (“healer-in-chief”) diye anılması, o yönde bir beklenti yaratması da bu durumu gösteriyor. Bir yandan Trump’ın sözde, vaatte bırakıp uygulamadığı altyapı yenileme hamleleri, akılcı ve etkin pandemi yönetimi, pandeminin hırpaladığı (Trump’ın ekonomik büyüme karnesi esasen kötü değildi) ekonomiyi yatırımcıyı, sermayedarı değil emekçiyi, en alttakileri önceleyerek düzeltme çabası ve o amaç için federal bütçeden kaynak ayırması umudu da, değindiğim beklentiyi de güçlendiriyor.

Umut ve beklenti arttıkça, olası düş kırıklığının da o denli derin olacağını sanırım belirtmeye gerek yok. Demokratların, senatoda başkanlığı yürüten yardımcısı Harris eliyle burun farklı bir çoğunluğu var. Temsilciler Meclisi’nde de (TM) kimilerince öngörüldüğü gibi “tulum çıkaramayıp” aksine zorlansalar da Demokratlar yine çoğunluktalar. Dolayısıyla Biden’in “oynayamıyorum yerim dar” bahanesi hiç yoktan ilk iki senesi için olmayacak. Bir başka deyişle, ne yapacaksa iki yıl içinde yapıp, seçmene en azından bir sağlam başlangıç göstermesi gerekecek.

Öte yandan Biden, kabinesinin oluşumunda ve üst düzey atamalarında hem kadın-erkek eşitliğinin hem toplumun etnik ve dinsel çoğulluğunun çoğulculuk olarak yansımasına özen gösterdi. Aldığı ilk kararlarda da Demokrat Parti’nin içindeki farklı eğilimleri gözeterek, siyasal dengeyi korumaya çabaladı. Başkanlık sisteminde partilerin, parti başkanlığının anlamı alışık olduğumuzdan farklı. Örnekse Fransa’da da kitlesel partilerin içinde “mikro-parti” denilen “çalışma grubu” benzeri oluşumlar “hizip”, “fraksiyon” denilerek şeytanlaştırılmadan açıkça varlık gösterebiliyor.

Gerek ABD’de, gerek Fransa’da milletvekilleri parti başkanlarına değil seçmene sorumlu. Ancak, yönetici konumunda görev almak için illa seçim kazanmış olmak yahut parti içinde etkinlik göstermiş olmak da önkoşul olarak aranmıyor. En çarpıcı örnek siyasal yaşamında tek seçim kazanmadan ve başkanlık yarışına da partisiz girip ilk........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play