We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Garê Dağı baskınının düşündürdükleri

362 50 27
16.02.2021

Garê Dağı’na yapılan harekât konusunda Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan dün partisinin “lebalep dolu” Rize il kongresinde meclis araştırması isteneceğini açıkladı. Gerek MSB Akar’ın gerek İçişleri Bakanı Soylu’nun meclise bilgi verecekleri de duyuruldu. Buna göre, hem sözkonusu operasyonu yürüten TSK birimlerinden kayıplar verildiğini, hem PKK’nin elindeki rehinelerin tamamını infaz ettiğini akılda tutarak aklımıza takılan soruları ve asıl bundan sonrasını konuşabiliriz.

Aslında söylenecekleri de, sorulması gerekenleri de Pazartesi günkü Duvar’da sıcağı sıcağına İrfan Aktan, Ümit Kıvanç, Fehim Taştekin ve bir bakıma Azmi Karaveli de fazlasıyla yazdılar. İrfan neyin, ne kadar sorgulanabileceğinin sınırlarını da aktarmıştı yazısında, otosansür keyfiyetine dair ifadelerine aynen katılıyorum.

Bunun sonu kötü biten bir rehine kurtarma operasyonu olduğu anlaşılıyor. Böyleyse, MSB Akar’ın neden çıkıp “sivillerden” söz ettiği sorusu havada kalıyor. Mağarada Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı sivil yurttaşların naaşlarına ulaşıldıysa, öncelikle kimlik saptaması ve ailelerin bilgilendirilmesi, sonra açıklama yapılması gerekmez miydi? Rehine kurtarma operasyonu olarak başlatıldıysa harekât, yine MSB Akar’ın bunu da ilk andan, keza önce aileler resmen ve usulünce bilgilendirildikten sonra açıklaması gerekirdi.

İlk bakışta, hava unsurlarının kullanılması, rehine kurtarma operasyonu kavramıyla çelişkili duruyor. Ancak herhalde anlaşılması gereken havadan bombardımanın PKK’nin mağara çevresindeki muhkem mevkilerinin devre dışı bırakılmasına yönelik kullanıldığı. Sürpriz unsuru ise operasyonun düzenlenmesi için nokta istihbarat sağlandıktan sonra zamanlama olarak kış ortasının seçilmesinde. Yapılan askeri sunumda mağaranın çevresindeki tepe yamaçlarının yüzde 60 eğimli olduğu belirtiliyor. Bu denli zorlu bir topografyada, sınırlarımızdan bu denli uzak bir noktada, bu denli olumsuz meteorolojik koşulların olduğu bir dönemde rehine kurtarma operasyonu düzenlendiyse, farklı senaryoların önceden çalışılmış olacağı varsayılmalı.

Her şeyden önce, alanda çatışmaya giren TSK unsurlarına ortaya çıkan sonuç konusunda hiçbir eleştiri yapmayacağımı ve yapılmaması gerektiğinin altını çizeyim. Ancak, harekâtın planlanmasından ve zamanlama seçimi dahil uygulanmasına karar verilmesine dek siyasi karar alıcıların olabilecek en saydam biçimde başta TBMM olmak üzere kamuoyuna hesap vermesi gerektiği de açık. Hesap sormak, hesap vermek deyince buna olumsuz bir anlam yükleniyor. Yanlış. Muhalefetin de, havuz dışındaki medyanın da başat görevi denetleme. Karar alıcının da görevinin parçası denetime açık olma.

PKK’nin rehinelerin infaz edilmediği, onların hava bombardımanı veya çatışma sırasında öldüğü savı havada kalıyor. Naaşlar memleketlerine gönderildiğine ve aileler, otopsiye değilse de gasilhaneye girdiklerine göre, vahim durum ortada. Buradan hareketle, çevresindeki noktalar etkisiz hale getirilen mağarada sıkışan PKK’lilerin teslim olmayıp, ölmeyi yeğledikleri ancak ölmeden önce rehineleri de öldürdükleri en akla yatkın durum. Öyleyse, içi labirent gibi olan bir mağara sisteminden içeri silâhla çatışılarak girilip rehine kurtarmak olası olamayacağına göre, mağaranın sarılıp, içeridekilerin teslim olmalarının hedeflendiğini varsaymalıyız. Yine aynı biçimde, “ya teslim olmazlarsa?” olasılığının da herhalde masaya konulduğunu.

Sonucu ne olursa olsun, yapılan harekâtın içe ve dışa türlü yansımalarının da olacağı........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play