We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bölücü Kürdün kaçak petrolü

187 51 27
27.01.2021

Baştan bir zorunlu açıklama -izin verirseniz: Amacım kesinlikle “ekonomi gazeteciliği” değil. Örnekse, Çiğdem Toker ve Bahadır Özgür gibi çok yetkin isimler, emekle, araştırarak, belgesiyle, rakamlar da vererek o işi bihakkın yapıyor. Çapım onların yanına yaklaşmaya elvermez. Burada “İHA bakışı” bir biçimde, çoğu zaman birbirlerine ya refleksif ya kötü niyetle harmanlanarak pompalanan Türkiye-Irak Kürdistanı (IKB) petrol ticareti ve Suriye Kürtlerinden petrol kaçakçılığı anlatısının ardına bakmaya ve sizlerle bildiklerimi, öğrendiklerimi, (bazı bölümlerine “Gözden Irakta” kitabımda yer verdiğim) yaşadıklarımı ve düşüncelerimi paylaşmaya çalışacağım.

Bağlamı ve gerekçesiyse son dönemde yeniden, Ziraat Bankası’nın Virgin Adaları’nda kurulu isimsiz bir şirkete verdiği 1.6 milyar dolarlık krediyi “batırması”, oradan hareketle söz konusu şirketin esasen Mehmet Emin Karamehmet’e ait olması, o dolayımla da anlatının Karamehmet’in büyük ortaklarından olduğu Genel Energy’ye ve Genel’in IKB’deki sahalarından çıkardığı ham petrolü, neden ve nasılsa, Kuzeydoğu Suriye’deki sahalardan ham petrolle harmanlayıp, Türkiye’ye kaçak sokmaya karıştırılması. Özetlersek, bir yanda Irak’ın bölücüsü IKB, yanında Suriye’nin PKK uzantısı YPG, kaçak petrol çıkarıyor, bunu Türkiye üzerinden küresel pazarlara arz ediyor. Üstelik işin içinde Genel’in gerisinde Karamehmet gibi tanınır bir iş insanı, onların da ardında kamunun Ziraat Bankası ve demek ki Erdoğan iktidarı var.

Bunların hiç biri doğru değil. Yeri gelmişken: Yirmi yıllık hariciye mesleğimden son görevim Erbil Başkonsolosluğu’nu 3 yıl 3 ay ifa ettikten sonra 2013 yılı Haziran başında istifa ettim. O dönem Mehmet Sepil’in davetiyle Genel Energy’de Pars Kutay’ın yanında siyasal danışmanlık yapıp, bir buçuk yıl sonra 2015 yılı başlarken oradan da kendi isteğimle ayrıldım. Bunların ayrıntısını da kitabımda yazmıştım ama madem yeri geldi, anımsatmakta yarar var. Özetle, 2015 yılı başından bu yana ne devletle, ne Genel’le herhangi bir ilişkim yok. Anlatının söz konusu “batık kredi” boyutunun ötesinde beni rahatsız eden yönü, asıl öykü olan Türkiye’nin nasıl olup hemen yanı başındaki IKB’de ve Kerkük sahasında başat oyuncu olabilecek bir yatırımcıya dönüşmek yerine adeta şark kurnazı bezirgan konumuna razı oluşu.

Konunun Karamehmet ve kredi boyutunda, TURKCELL’in devlet tarafından “stratejik” olarak sınıflandırılıp, Türkiye’de kalması var. Aynı devlet (?) neden Karamehmet’i senelerdir silkeleye silkeleye bitiremez, Yapı Kredi’den Digiturk’e, Çukurova’dan Turkcell’e dek elinde ne varsa paylaştırır, o tarafını bilemem. Değil Karamehmet düzeyinde, mahalle bakkalı olacak kadar dahi girişimcilik bilgim ve deneyimim olmadığı için de bu durumun ortaya çıkmasında kendi kararlarının etkisi ne kadardır, onu da yorumlayamam. İş dünyasında kimse kimseye hayır-hasenat yapmaz, o kadarı açık. Londra’daki tahkim kararı gereğince Karamehmet’in Rus Alpha Grubu’ndan TURKCELL hisselerini almasını teminen Ziraat Bankası krediyi veriyor, güvence olarak da Genel Energy........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play