We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Boğaziçi ülkemizin geleceği -ya Erdoğan, Meral, Kemal ve diğerleri?

185 64 49
07.02.2021

Ülkemizin geleceğine dair aldığı kadar şeamet tellallığı içeren aşağıdaki yazının çatısını, Cumartesi sabahı uykum kaçanda henüz kargalar kahvaltılarını etmeden çatır idim. Sonra geri yatıb, daha kalkanda baktım her yeri koyu bir sis basıb. O ara Boğaziçi Dayanışması’nın Cumhurbaşkanına Açık Mektubunu okudum. Sonra döndüm bir daha okudum. Mektubu ana akım muhalefet liderleri, İstanbul ve Ankara belediye başkanları ve hepsinin siyasal iletişim danışmanlarının da okumuş olmalarını dilerim. En dar açıdan bakışla, oyu istenecek 2000’li seçmen kimmiş, bilvesile müşerref olmuş olurlar.

Peşrev bitti, sadede gelelim inceden. Hem öğleden sonra güneş de açtı. Erdoğan bu ülkenin, bizim ülkemizin parlak geleceğini mi temsil ediyor? Yahut, doğrudan soralım, ülkemizin geleceği parlak mı? Herhalde önceden yazılmış, ne olursa olsun kaçınılmaz biçimde, düşüp kalkarak da olsa, inişlerden çıkışlardan da geçilse, mutlaka ulaşacağımız bir gelecek yok. Zamanında Çetin Altan’ın yazılarında anımsattığı gibi, ülkemizde ancak dedemizin adını bilecek kadar geçmiş bilincine ve torunumuzu görecek kadar ömre sahibiz, ortalama.

Diğer deyişle yaşımıza (ve sağlığımıza, talihimize vs.) göre kişi olarak geleceğimiz aşağı yukarı belli. Normal hava ve yol koşullarında benim için “gelecek” kabaca bir çeyrek yüzyıl daha demek. Bir dairenin formülü olduğuna göre, 75 yılda bir gördüğümüz Halley kuyrukluyıldızının da yörüngesini kesinlikle biliyoruz. Yaptığımız, baktığımız dar açıdan kestirme. Yine birey olarak Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarıyız. Buralıyız ve buradayız. Yurttaşlar topluluğu olarak cumhuriyetimiz için bir yaldızlı alınyazısı (“manifest destiny”) varlığından söz edebilir miyiz?

Varsayımım doğruysa Erdoğan ülkemizin geleceğini simgelemiyor. Pekiyi, Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu ne denli geleceğimizi temsil ediyor? Buna karşılık Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri bizim geleceğimiz. Benim 2008 doğumlu kızımın yüzüne baktığım zaman Boğaziçili öğrencileri unutmam, onlar için kaygılanmamam olası değil. Her fırsatta siyasetten kendi için bir beklentisi olmadığını vurgulayagelen Kılıçdaroğlu 1948, Akşener 1956 ve Osman Kavala 1957 doğumlu. Sizce, aralarından hangisi buradan, içinde bulunduğumuz şimdiden geleceğe kurulacak ortak bir köprünün yapıtaşlarını koymak için daha çok ve etkin emek harcamış?

Kavala, üç yıldan fazla süredir siyasal rehine. Ülkemizin, önceki dönemden Ortadoğu uzmanı yazarı Cengiz Çandar’ı tam bilgelik döneminde zorunlu sürgüne göndermeyi becerdik. Yetmedi, ardından gelen dönemden yine aynı alanın seçkin uzmanı Fehim Taştekin’i de sürdük. Tüm bunları tam da Ortadoğu konusunda bilgiye ve yoruma en fazla gereksinim duyduğumuz dönemde yaptık. Bitmedi, şimdi sevgili Fehim’i sürgünde kendi için değil çocuklarının geleceği için içi titrer duruma soktuk. İftihar etmeliyiz başarımızla.

Hangi birine yanalım? Kendimize mi yanalım yoksa?........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play