We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tersiyle düzüyle dolarizasyon sorunu

54 17 11
19.02.2021

Gözlemcilere bu kadar mı olur dedirten yabancı para mevduatlarındaki artış hikayesinin, bir süreliğine sonuna gelmiş bulunmamız olasılığı hiç olmadığı kadar arttı.

2020’de bahar aylarındaki çıkışı telafi etmese de kasım ayından itibaren yüksek miktarlarda sermaye girişi görüldü. Ekonomi yönetiminde kadro değişikliği ve faiz artışını takiben dokuz haftalık zaman zarfında gerçekleşen 15 milyar dolarlık sermaye girişi kısmen de küresel finansal koşullardaki değişimin etkisiyle gerçekleşti. 2020 sonu ve 2021 başı sadece yabancı aktörlere kârlı yatırım olanağı sunmadı, aynı zamanda liranın görece uzun bir süre değer kaybının engellenmesini sağlayabilecek taahhütlerin verildiği görüldü.

Yüksek faizin devamı ve tepedekilerin arzu ettiğine nazaran daha yavaş seyreden toparlanma, başka makroekonomik sorunlarla birlikte bu yeni hikayeyi bir süre sonra bozabilir. Ancak 2021 yılının ilk altı haftasında Türk Lirası’nın ABD Doları karşısında en fazla değer kazanan para birimleri arasına girdiğini söyleyebiliyoruz.

Faiz yükselmişken ve milyonlar “halka arz bayramı” adı altında borsaya yönlendiriliyorken Türkiye’de ekonomi yönetiminin baş ağrılarından olan; bankacılık sektörünün fonlama kompozisyonuna ve şirketlerin borç çevrimine etki edecek boyutlarda seyreden dolarizasyonun tamamen sonuna gelindiği düşünülebilir. Nitekim dolar alımı ya da dolarda kalmak üç kuruş birikimin bir kısmının erimesine yol açacaksa, rasyonel yurttaşın döviz bozdurması ve parayı yerli para mevduata yatırması, ya da birikimini lira cinsi finansal varlıklara yönlendirmesi bekleniyor. Oysa meselenin bir de yükümlülük kısmı var.

Bu yazıda çok boyutlu sorunun sadece ufak bir bölümüne değineceğim. Yabancı para mevduatlarının çözülmesi beklenirken artık yatırımcı olarak kodlanan yurttaşların hafızaları ve travmalarının dikkate alınmadığını ve yurttaşlar dövizde ısrarcıyken yabancıların liraya teveccühünün yarattığı görüntüyü kalın fırça darbeleriyle resmedeceğim.

Yastık altındaki dolar ve altının finansal piyasalara akması ve lira cinsi varlıklara geçiş, neredeyse katma değeri yüksek ürün üretimi kadar sık dile getirilen bir hedef oluşturuyor. Türkiye’de siyasetçilerin halkın tasarrufları üzerinden daldığı bu tarz hülyaların izini on yıllar öncesine sürmek mümkün. Şirketlerin dolar ihtiyacının hızla arttığı ve küresel finansmana erişimin zorlaştığı dönemlerde döviz bozdurma çağrıları yoğunlaşıyor.

2018 yılında Ağustos ayında kur krizinin göbeğinde Rize’de konuşan Erdoğan........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play