We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sermayeyi ağırlamak

32 27 12
08.01.2021

Geçen ay yatırım ortamının iyileştirileceğini beyan eden Cumhurbaşkanı “Dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılara 'gelin, Türk misafirperverliğinin farkına varın' diyorum” açıklamasında bulundu. Ülkenin her köşesini istedikleri gibi kullanabilecek imtiyaz sahiplerine gelin sizi ağırlayalım demenin ironisi büyük. Ancak yeni faiz politikasının sonucu olarak son haftalarda Türkiye’ye hızlı sermaye girişleri gerçekleşti, gerçekleşiyor. Bu vesileyle Türkiye’de sadece Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifasına giden yolda ve ertesinde değil, önceki yıllarda finansal istikrarsızlıklar sırasında da sıklıkla dile getirilen bir yanlışı ele alma gereği hissediyorum.

Hukuk devleti tesisi ve demokratik adımların atılması sayesinde Türkiye’nin finansman ihtiyacı sorununun kalmayacağı ve bu sayede yüksek büyüme rakamlarının dolayısıyla zenginlik artışının kolaylıkla sağlanacağı düşüncesinden bahsediyorum. Söz konusu düşüncenin iki temel dayanağı mevcut: Türkiye’ye 2015 öncesinde bu tarih sonrasına göre çok daha fazla sermaye girişi gerçekleşmiş olduğu ve prosedürel dahi olsa demokratikleşme yolunda adımların atılmadığı ekonomik coğrafyalara yüksek sermaye girişlerinin gerçekleşmediği.

Bu dayanakları verileri hatırlatarak sorgulayacağım.

Türkiye’de çeşitli iktisatçılar ve piyasa kalemşorları demokratikleşme gereğini finansman ihtiyacının karşılanmasına bağladıklarında muhalefet blokunun (restorasyon kampının) çeşitli toplumsal eşitsizlikleri hafifletici, devletin rolünü yeniden tanımlayıcı egzersizlere bugünden ihtiyacının olmadığı kanısını yayıyorlar.

İçeriği iyi tanımlanmamış “güçlendirilmiş parlamenter sistem”in ya da bir süredir askıda olan darbe anayasasının uygulanmasının dahi Türkiye’de toplumun dikkate değer bir kesimi açısından değişim getireceği doğrudur. Ancak sermaye girişlerinin geniş bir politika yapma alanı tanıyacağı ve Türkiye’deki ekonomik yapı kaynaklı sorunların yönetilmesini ilelebet kolaylaştıracağını savunmak temelsiz.

Türkiye’de tarihin en yüksek miktarda yabancı sermaye girişi 2010-13 yılları arasında yaşandı. Bu verileri yıllık miktarı göz önünde bulundurarak, (2020’de tekrar revize edilmiş) ödemeler dengesi tablolarından aktarıyorum. Doğrudan yatırımlar açısından en yüksek miktarlar 2005-07 arasında kaydedilmiş olsa da toplam yabancı sermaye girişi (Türkiye’ye yapılan doğrudan yatırım, portföy yatırımı, aktarılan mevduatlar, verilen krediler ve oluşan diğer yükümlülüklerin toplamı) açısından rekorların 2012 ve 2013’te kırıldığını görüyoruz. Ancak, ne on beş sene önceki doğrudan yatırımlar ne de sekiz sene önceki yüksek girişler Türkiye’yi........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play