We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Para politikasında Maradona!

31 16 9
27.11.2020

Türkiye’de Merkez Bankası'nın faiz artışına karşın döviz çalkantılarının sonu henüz gelmedi. Uluslararası gündem nedeniyle çetin geçeceği anlaşılan aralık ve ocak aylarını takiben, eğer o zamana yeni kadrolardan söz etmiyor olursak ve pandeminin sahneden ne zaman çekileceği netleşirse mevcut hava değişebilir. Bugünse kısa bir geçiş döneminin ortasında duruyoruz.

Kısa geçiş süresini izah edebilmek için para politikasında Maradona benzetmelerinden, modern merkez bankacılığı tartışmalarına uzanıp, Türkiye’nin çıkmazlarına varacağım.

1986’da Arjantin ve İngiltere arasındaki Dünya Kupası çeyrek final karşılaşmasında futbol tarihinin belki de en akıl almaz iki golü birden atıldı. İlki Maradona’nın daha sonra ne yaptığını itiraf ederken kullandığı tabirle “Tanrı’nın Eli” olarak adlandırdığı hadiseydi. İkinci yarı başlarında elle attığı gol kendi takım arkadaşlarının dahi şaşkınlığına karşın geçerli sayıldı.

Bu golden sadece dört dakika sonra yarı sahasından aldığı topla, aralarında kalecinin de bulunduğu beş İngiliz futbolcuyu geçtikten sonra attığı ise, 25 Kasım’da kalp krizinden ölen futbolcunun muhtemelen en çok konuşulan ikinci golü idi.

Birkaç kuşağın hafızasında büyük yer kaplayan bu “olay” yıllar sonra, dönemin İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mervyn King’in Cass Business School’da verdiği bir seminerde modern merkez bankacılığını Maradona üzerinden bir benzetme ile tarif etmesine yol açtı. 21. yüzyılın başında faiz oranlarında değişikliğe gitmeden ve fakat beklenti yöneterek para politikası hedeflerini tutturan merkez bankalarını yeni yaklaşımın taşıyıcıları olarak gösteren King, Maradona’nın yukarıda değindiğim o ikinci golünde neredeyse hiç sekmeden düz bir çizgi takip etmiş olmasını anıyordu. Diğer oyuncuların, farklı bir yöne gideceğine dair beklentileri Maradona’nın bir yarı sahayı neredeyse sadece koşarak geçmesine ve bu sırada rakip takım oyuncularını birer birer oyundan düşürmesine yetmişti.

King’in yaptığı benzetme çok tutuldu. Aslında rakip takım oyuncularını yanıltarak oyundan düşüren Maradona’nın kıvraklığı üzerinden bir alegori oldukça absürt, fakat piyasa oyuncularının beklentilerini yöneten merkez bankalarının gücünü ve etkisini ifade etmek için bolca kullanıldı.

Durum öyle bir hal aldı ki, finansal varlıkların fiyatlarının düşmesini engellemek üzere miktarsal genişleme uygulamaları, Avrupa Merkez Bankası’nın avro bölgesi krizinin göbeğinde tahvil alımları ya da Mario Draghi’nin “Ne gerekiyorsa!” açıklaması beklenti yaratma ve yönetmenin nadide örnekleri olarak konumlandırıldı, Maradona benzetmeleriyle anıldı.

Bu genişleyen benzetme dünyasının arkasında merkez bankalarının kurumsal önemi ve fakat daha dikkate değer olan para politikası fetişizmi yatıyor. Etkili iletişim aracılığıyla makroekonomik riskleri........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play