We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Mafevkine fevkalade reformlar

18 12 12
05.03.2021

Türkiye’de ekonomi yönetiminin 2021 yılı ilk yarısı için planı, yürürlüğe girdikten sonra uluslararası yatırımcıların ve IMF’nin desteğini aldı. Bu plan sıkı para politikasını takiben “ters para ikamesi”nin gerçekleşmesini, Merkez Bankası’nın rezerv biriktirmeye başlamasını, aynı dönemde enflasyonun düşme eğilimi sergilemesini ve yıl ortasında faizlerin düşürülmeye başlayacağı bir istikrar ortamının yaratılmasını öngörüyordu.

Yatırımcılar için demokrasi keyfi olarak adlandırabileceğimiz bir reform dönemi bu somut para politikası tercihlerinin arka planını oluşturacak, böylelikle daha önce zaman zaman deneyimlenmiş ve beklentilerin üst seviyelere taşınabildiği bir sermaye iyimserliği tesis edilecekti. Rejimin karakteri nedeniyle içi boş çıkan İnsan Hakları Eylem Planı'ndan farklı olarak çeşitli somut adımların görüleceği bir ekonomik reform paketi bu planın son ayağını oluşturuyor ve gelecek hafta Erdoğan tarafından açıklanacak. Pakete son rötuşları veriledursun, bir bütün olarak resmedilebilecek 2021 planının şimdiden darbeler aldığını da tespit etmemiz gerekiyor.

İlk darbe (yanlış bir adlandırmayla “ters dolarizasyon” olarak tartışılan) liraya geçişin henüz görülmemesi. 2020 yılı sonunda Türkiye’de yerleşik bireyler bankalarda 68,9 milyar dolara, 31,8 milyar dolar karşılığı avroya ve 30,2 milyar dolar karşılığı diğer para birimi cinsi ve kıymetli maden karşılığı hesaplarda mevduata sahiptiler. Geçen yedi haftada neredeyse hiçbir değişim gözlenmedi (Bu satırları yazarken kullandığım son veri 19 Şubat tarihli).

Toplam yabancı para mevduatları miktarı, çeşitli teknik ayrıntılar nedeniyle (sisteme sonradan dahil olan para, ithalat-ihracat hesaplarındaki oynamalar vs.) çok kullanışlı bir gösterge olmayabilir, ancak bankalarda yılbaşında toplam 263,7 milyar dolar yabancı para mevduatı olduğunu ve bu miktarın onca hafta sonra 264,4 milyar dolar olarak kaydedildiğini söylemek gerekiyor. Eğer şubat sonundaki yorumlara kulak kabartılacak olursa, liraya geçiş başlamışsa dahi bu çok yavaş ve planları akamete uğratabilecek bir tempoda gerçekleşiyor.

Bir önceki yazıda değindiğim üzere yükümlülük dolarizasyonunu teşvik eden tercihlerden, iç borçlanmaya ya da liranın uluslararası para hiyerarşisindeki konumuna kadar birçok etken nedeniyle liraya teveccüh düşünülen düzeyde zaten gerçekleşemez. Ancak politika yapıcıların öngördüğü ferahlatıcı değişim henüz........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play