We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tırşıkçi sistem cinayetleri

53 169 0
10.07.2021

İki işçi haberi vardı dün. Biri Adıyaman’dan, yani “rutin”den, yani kanıksanmış örgütlü kötülükten bir haber: Hani şu “Tırşıkçi kapitalizme son” sloganını atan Mehmet Efe Dündar’ın da dahil olduğu tütün eylemini yürütenlere sabahın seherinde “operasyon” yapıldı. Adıyaman’da çevre illerden “takviye kuvvet” gönderildi. Hak arayan işçi ve köylülere takviye kuvvet, kelepçe, “rutin” bir iş, tırşıkçi kapitalizmin tırşıkçi sisteminin rutini. Kanıksamış durumdayız, öyle olmasa başka yerlerden de ses gelir, gelmiyor.

Diğer haber ise ne yazık ki örgütlü kötülüklere karşı canla başla mücadele eden iki işçi liderinin bir trafik kazasında can verdiği haberi. Bağımsız Maden-İş’in başkanı Tahir Çetin ve sendika üyesi Ali Faik İnter, gasp edilmiş tazminat haklarını alabilmek için gittikleri Ankara’dan memleketleri Soma’ya dönerken meydana gelen kazada öldüler. Tahir Çetin’i madencilerin iki yıldır yürüttüğü hak mücadelesinden tanıyoruz. Aslında çiftçiymiş. Ülkeyi 19 yıldır yönetenlerin tarım politikaları çiftçilikle geçim imkanı bırakmayınca madenciliğe başlamış. Adıyaman’da şimdi süren kavganın odağındaki “tütün” meselesinden ötürü bırakmış çiftçiliği, 2004’te. “Cehennem deliği” niteliğindeki madenciliğin zorluklarına karşı örgütlenme mecburiyetini görerek sendikalı olmuş, zamanla sınıf liderine dönüşmüş bir mücadele insanı. 45 yaşındaydı. Üç çocuğu, kuzuları, tavşanları vardı. Bir de köpeği. İki yıl önce direniş çadırına gelmiş köpek, o da ayırmamış yanından bir daha, Onur Bütün’ün yazdığına göre adını da “Tazminat” koymuş.

Ali Faik İnter ise çok genç, 26 yaşındaydı. Fakat 2002 yılında, daha altı yaşındayken babası madende ölmüş, iş cinayeti. İşçi çocuğu ve muhtemelen işçi çocuk da. Ali Faik İnter yine madende iş makinası operatörü olarak çalışıyordu. “İşin fıtratı” daha çocukken yakasına yapışmış. “İşçisin sen işçi kal” şarkısı aynı zamanda “işçisin sen işçi öl” demekmiş, acı biçimde öğrendik. Ali Faik İnter, geçen yıl İzmir’de meydana gelen depremde arama-kurtarma çalışması yapan madenci ekibinde yer almış; sadece mesai arkadaşlarının hakları için değil, ülkedeki herkes için kaygılanan bir sınıf bilincinin insanıydı aynı zamanda. Ülkedeki kaç kişinin onun ve yoldaşlarının hakları için öyle canla başla koşturduğu sorusuna ise iyi bir cevap yok ne yazık ki.

“Yol kazası”nda canlarından olan iki işçi lideri de Adıyaman’daki gibi kanıksatılmış müdahalelere karşı mücadele ile geçirdiler son yıllarını. Tazminat meselesinin tarihi hayli eskiye gidiyor. İki yıldır sokaklarda, yollardaydılar. Niye? Haberlere bakarsak, “hak ettikleri tazminatlarını alamadıkları iddiasıyla.” Basit bir hukuki sorun, yani. İşte, patron çalıştırır çalıştırır, sonra bir gün iş biter (bazen dükkan kapanır, bazen işten atar) ama tazminatı vermez, çünkü çok avukatı vardır patronun, bir hukuki kulp uyduruverir onlar nasılsa.

Mahkemeye gitseniz hakkınızı teslim eden karar ya çıkar ya çıkmaz, hani gurbet ele gitmek gibi, ya gelinir ya gelinmez. Çünkü patronların sadece avukatları çok değildir, istedikleri yasaları çıkaran yasa koyucuları ve o yasaları istedikleri gibi uygulayan hakimleri de çoktur.

Her şey açıktır, çalışmış ve hakkınız olanı alamamışsınızdır. O zaman, der işçi, eylem yapalım, haklı olduğumuzu anlatalım, gösteri yapalım, Ankara’ya yürüyelim. Daha “kamusal alan”a........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play