We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Mithat Sancar: 1993’ten Susurluk’a, 2015’ten Peker’e

63 62 0
27.05.2021

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ile söyleşimizin ikinci kısmı aşağıdaki gibidir; öncelikle şunu not etmeliyim ki bu söyleşi, Davutoğlu’nun ve Erdoğan’ın dünkü açıklamalarından önce yapılmıştı.

Sedat Peker’in açıklamalarında daha birinci videodan itibaren akla Susurluk çetesi denilen vaka ve 1990’larda olan bitenler geldi. Zaten en azından iki isim, Mehmet Ağar ve Korkut Eken o dönemin de önemli figürlerindendi. HDP’nin diğer Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, devam eden tartışmadan söz ederken “93 konsepti” ifadesini kullandı. Pervin hanım, bu konseptin sadece eleştirmeni değil, mağdurları arasında aynı zamanda. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına kadar girmiş bir kavram bu. Kürtler bu tartışmayı, diğer yurttaşlardan hayli farklı bir algı ve dikkatle izliyorlar.

Belki de bugün için bir “2015 konsepti”nden bahsetmek gerekecek, sizin söyleşinin ilk kısmında anlattıklarınıza bakılırsa. Nedir bu 93 konsepti?

Evet, Susurluk için bir doksan üç konseptinden söz etmek mümkün. Aslında devlet içindeki yasadışı yapılanmaların geçmişi çok daha eskiye dayanıyor, ama onu şimdilik bir kenara bırakalım. Devlet içindeki kayıt dışı yapılanmalar, devlet dışı çeteler ve mafya örgütleri arasındaki ilişkisi 90’larda çok çarpıcı biçimde ortaya çıktı. Susurluk bunun simgesidir. Susurluk'a uzanan yol, o yıllarda Kürt sorununda topyekûn savaş politikasının devreye sokulmuş olmasıyla açıldı. 93 konsepti dediğimiz şey tam da budur: Köy yakmalar ve boşaltmalar, milyonlarca insanın zorla göç ettirilmesi, faili meçhul cinayetler, yargısız infazlar dahil her türlü kirli savaş yöntemlerinin kullanılması. Böyle bir politikayı yürütebilmek için de kayıt dışı ve yasadışı yapılara ihtiyaç duyuldu, zamanla bu ilişkiler ahtapotun kolları gibi yayıldı. Bunu sadece devlet bütçesinin açık ve örtülü ödenekleri finanse etmek imkansızdır. Böyle durumlarda uyuşturucu trafiği ve oradan gelen kara para önemli bir kaynak olarak kullanılır. Bu kirli ekonomi aynı zamanda çok ciddi bir rant döngüsü yaratır. Sözünü ettiğimiz yapılar, bu ranttan paylarını alırlar; ama bir süre sonra da bunlar arasında rant savaşları başlar. İşte Susurluk diye bildiğimiz olay da Kürt sorununda bu türden araçların devreye sorulmasının yarattığı çürüme ve çöküşün adıdır.

O dönemde bu ilişkilere ve suçlara dair pek çok bilgi ve belge ortalığa saçıldı, ama ciddi bir yargılama ve yüzleşme olmadı.

Gerçek bir yüzleşme, kapsamlı bir hesaplaşma ve etkili bir hesap sorma için, güçlü bir toplumsal tepkiye ve siyasal mücadeleye ihtiyaç vardır. Bunlar olmayınca, resmi düzlemde yapılan şey sadece kişisel çıkar için devlet ilişkilerini kullanan bazı kişilerin tasfiyesinden ibaret kalır. Bu aynı zamanda devlet politikalarına hizmet amacıyla işlenmiş sayılan bütün suçları aklamanın da formülüdür. Susurluk sonrası yaşanan da buydu. Yani soruşturma ve yargılama adı altında yapılanlar, savaş aygıtını temizlemek, yıkamak, yağlamak ve gerektiğinde daha etkili bir şekilde yeniden işletmek gibi bir hesaba dayanıyordu. Bu sadece Türkiye’ye özgü değildir, benzer durumları yaşayan ülkelerde de aynı şeyler söz konusu oldu. Bazı kişiler kurban olarak sunulur, böylece aslında bir restorasyon sağlanır.

Şimdi ortaya dökülen meselelere gelirsek, henüz Susurluk sonrası kadar çok boyutlu görünmese bile, metodlar açısından, ilişkideki kişiler açısından, faaliyet sahaları açısından ve sermaye transferi meselesi açısından birçok benzerlik görülüyor. Şimdi bir 2015 konsepti ya da belki 2021 konsepti diye bir şeyden bahsedebilir miyiz? İki dönemin size göre benzerlik ve farkları neler?

2015 konsepti diye bir şeyden söz etmek de mümkün. 93 konsepti Susurluk’un temelinde yatıyor dedik. Bugün Sedat Peker ile simgelenen bu çözülme ve çürüme de 2015 konseptinin bir yansımasıdır. 2015 konsepti nedir? 7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP tek başına iktidar olma imkânını kaybedince nasıl bir dönem yaşadığımızı hatırlıyoruz. Bir kaotik ortam yaratıldı, bombalar patlatıldı, katliamlar ve linçler yapıldı. Böylece bir güvensizlik ve korku düzeni yaratıldı ve toplum bunlarla rehin alındı. Toplumun kaos korkusu ve güvenlik kaygısı çok açık bir biçimde sömürüldü. 1 Kasım 2015 seçimlerine böyle bir ortamda gidildi. Bunun belirtileri 7 Haziran sonrasında gelmeye başlamıştı. Devlet Bahçeli,........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play