We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kim siyasetçi kim mafya: Sedat Peker’in aşçıları

76 95 40
20.05.2021

Sedat Peker beşinci videosunda “siyasi mahkûm” olduğunu söylüyordu. Türkiye’de “organize suç örgütü lideri” olarak anılmasına kızmasının nedeni bu tanımda gizli: Kendi konumunu siyasi olarak tanıtmayı başarırsa giriştiği mücadelede başarı şansı olacak, tanıtamazsa hiç ya da çok az olacak. Giriştiği mücadele, Ruşen Çakır’ın isabetli gözlemiyle “denk olmayan güçlerin savaşı” ve “postmodern yeraltı dünyası savaşı” niteliğinde.

Bu asimetrik savaşta Peker, “yeraltı” dünyasının değil, yerüstünün, kamusallığın figürü gibi hareket etmeyi seçerek, iki avantaj yakalamayı umuyor: Öncelikle, iktidarın ülkede medyayı partileştirmesinin yol açtığı ortama karşı dijital imkanları kullanarak bu yeni medya rejiminin müflis halini de gösterecek şekilde etki üretmek; ki her videoda kimi gazetecileri hedef almasının bir sebebi de bu. Gazetecileri hedef almasının ikinci nedeni, mevcut medya düzeninin kuruluşundaki kişisel rolü: Hürriyet baskınını “organize eden”. Demirören’i sık zikretmesi hem medyadaki “son dönüşümün” bir ortağı oluşu hem de siyaset-işdünyası ilişkilerinin ayrıntılarına vakıf olması; “imam mı bilecek, tabii ben bileceğim” demesi de bununla bağlantılı.

Sedat Peker’in bir başka hedefi de “firari değil sürgün” olarak tanınma, kabul görme yollarını açmak. Beşinci videoda, “kırmızı bülten” çıkarıldığı açıklamasıyla dalga geçip, kendisini kötülemek için iktidar televizyonlarından eski mitinglerinin yayınlanmasına atfen ekledi: “Bana çalışıyorlar.” Mitingler yapan, “terör örgütlerinin ölüm listesinde” yer alan, bu nedenle kendisine resmî koruma verilmiş birisinin iadesini “hukuka bağlı” bir ülkeden sağlamanın zor olduğunu iyi biliyor. Altınca videoda kendisiyle ilgili “kırılma noktası” diye Elâzığ mitinginin engellenmesini anlatması da hem bu amaca hizmet ediyor hem de Ağar’a ilişkin özel mesaj taşıyordu: “Elazığ’da, Ağar’ı rahatsız edecek kadar güçlüyüm.”

Altıncı videoda, kendi gücüne ilişkin bir başka anlatım da “koruma” meselesiyle bağlantılıydı, bu hem Süleyman Soylu’ya hem Mehmet Ağar’a ilişkin bir gözdağı boyutu içeriyordu. Altıncı videoyu neredeyse Mehmet Ağar’a geçmiş olsun mesajıyla açtı, “yakın takipteyim” diyordu, aynı videoda Soylu’ya, “Seni koruyan, yemeğini getirenler bizim arkadaşlar” diyordu. Yani, şoförü, aşçısı filan “benim arkadaşlardan” diyordu. Bu durumda kendisine devletin koruma vermesi, korunma ihtiyacından çok “makbul kişi” statüsünün bir onayı olarak önem kazanıyor; yoksa bakanları bile koruma (demek ki yeri geldiğinde korumama tehdidine!) gücüne sahip olduğuna inanan biri niye devlet koruması kabul etsin?

Bu faslı, Sedat Peker’in birçok yorumcuya bugünkü siyasetçilerin büyük çoğunluğundan daha “siyasi” bir dil, üslup ve akıl sahibi olduğu gözleminde haklılık payı olduğunu belirterek kapatayım, asıl meseleme geleyim: Nasıl olur da hem Sedat Peker, hem suçladığı herkes aynı temel kelime öbekleriyle kendi durumunu açıklamaya ve meşrulaştırmaya çalışır: Vatan. Millet. Namus. Şeref. Devlet. (Peker ve Çakıcı’nın, kendi “kötü”lüklerini söyleyen yönleri olmasa kim siyasetçi kim mafya ayırmak imkânsız olurdu. Gerçi Peker soyut olarak kötü olduğunu söylüyor ama somut olarak bir suçu üstlenmiyor, Çakıcı da kendine göre suç üstlenmiyor ama kumar oynattığını ve soygun yaptığını alenen söylemede bir sakınca da görmüyor. Neyse.)

Eski yüksek bürokrat ve siyasetçi Mehmet Ağar ile İçişleri Bakanı Soylu’nun laflaşmasının devamı da geldi, Ağar özür diledi. Özre geçmeden önce Ağar ve Soylu’nun bir ortak yönünü işaret etmek lazım: Yeterince destek görememek, bulamamaktan şikayetçiler. Eğer karşılarındaki söyledikleri gibi kendilerine iftira atan sıradan bir suçlu, bir adi mafya, bir pis çete ise zaten emirlerine amade savcılardan başka nasıl bir destek bekliyor olabilirler? Siyaset desteği? O zaman karşılarındaki nasıl bir “adi suçlu” olur? Burada paradoks yok aslında, ikisinin de iyi bildiği bir örtüşme var.

Dönelim özre: Ağar, o (ben olmasam mafya çöker, üst düzey ricayla görevi kabul ettim) lafları........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play