İnfaz düzenlemesi mi vicdan katliamı mı?
Türkiye, yargı paketleriyle dolu bir kaosa sürükleniyor. 11. Yargı Paketi’nin Aralık 2025’te yasalaşmasıyla binlerce hükümlü sokaklara dökülürken, şimdi gözler 12. Paket’te. Resmi dil “infaz reformu” diyor, ama gerçek apaçık: Bu, fiili bir af! Cezaevlerini boşaltma adına toplumun güvenliğini hiçe sayan, cezasızlık algısını körükleyen bir vicdan katliamı. Devlet, vatandaşa karşı işlenen suçları affedemez – sadece kendine karşı olanları. Anayasa bunu emrediyor. Peki neden mağdurların gözyaşı, suçluların zafer çığlığına dönüşüyor? Çünkü bu paketler, adaleti değil, popülizmi besliyor. Sokaklar suçla dolarken, vicdanlar boşalıyor!
11. Paket’le 31 Temmuz 2023 öncesi suçlar için denetimli serbestlik 3 yıl erken uygulandı – terör, cinsel suçlar, kadına şiddet ve deprem cinayetleri hariç. Sonuç? 50 bin tahliye, ardından binlerce daha tahliye. Kulağa “eşitsizlik giderme” gibi geliyor, değil mi? Hayır! Bu, cezanın fiilen silinmesi. Hükümlüler elini kolunu sallayarak çıkıyor, mağdurlar ise “Adalet nerede?” diye haykırıyor. Sosyal Medya’da tahliye kutlamaları, “cezaevinden selam” videoları… Bu mu reform? Bu, suça davetiyeden başka bir şey olamaz.
12. Paket çalışmaları ise yeni fırtına koparıyor. İnfaz oranları yarıya indirilecek, şartlı tahliye kolaylaşacak. AK Parti kaynakları “cezaevleri doluluğunu azaltacağız” diyor. Ama bedelini kim........
