Kaçtığımız her şey başka bir yerden uzadı |
Bize sorunlarla nasıl baş edileceği çok küçük yaşlardan itibaren öğretildi. “Uzatmamamız” söylendi. “Büyütmememiz” beklendi. “Sesimizi fazla çıkarmamamız” makbul sayıldı. Zorla karşılaşınca durmamız, geri çekilmemiz, sessizleşmemiz…
Kısaltmak, azaltmak, vazgeçmek…
Sanki böyle yapınca mesele gerçekten ortadan kalkacakmış gibi… Oysa kalkmadı.
Çok sustuk. Kimi zaman unuttuğumuzu sandık, kimi zaman görmezden geldik. “Şimdi sırası değil” deyip rafa kaldırdık. Ama sonra fark ettik ki o raf, sandığımız gibi uzak bir yerde değildi. O raf bizim içimizdeydi. Ne kadar yükseltsek de, ne kadar tozunu alsak da oradaydı.
Zamanla sustuklarımız birikti. İçimize attıklarımız, yarım bıraktıklarımız, yüzleşmekten kaçtıklarımız… Kısalttığımız her şey, başka bir yerden uzamaya devam etti. Biz küçüldükçe mesele büyüdü.
Tam da bu yüzden aklıma, Japon kültüründe anlatılan eski bir hikaye geldi.
Çölde, kumların üzerinde oturan bir bilge… Yanına gelen........