We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Son görev | Öykü

3 2 2
29.04.2022

Okuma süresi: 2 dakika “Alnını ve ayaklarını açıkta bırakmışlardır değil mi?” Soruma yanıt beklemiyordum. Amacım bu garip sessizliği bozmaktı. Yasin kafasını bana doğru çevirip baktı: “Öyle bir şey mi varmış lan?” Filmin en heyecanlı yerinde dürtmüşüm gibi sinirli ve bıkkın bakıyordu. Filmin en heyecanlı yerini geçmiştik aslında. Muzaffer’in annesini az önce kabrin içine koymuşlardı. Muzaffer kürek kürek toprak atmaya başlamıştı annesinin üzerine. Gömlek cebimden sigara paketimle çakmağımı çıkardım. Çakmak taşı terden ıslanmıştı. Yanmıyordu bir türlü. Yasin bana bakarken sırtını dikleştirmiş, ellerini kürek kemiklerine ulaştırmaya çalışıyordu. Başaramadı. Dört kolluyu önce ben taşıyacağım diye kalabalığı göbeğiyle yarmış, beni de peşinden sürüklemişti. Ne olduğunu anlayamadan kendimizi Muzaffer’in annesinin ağırlığının altında ezilirken bulduk. Tabutu kabrin yanına bırakır bırakmaz kalabalığın arasından sıvışıp şimdi oturduğumuz tepeye geldim. Yasin de on - on beş dakika sonra yanımdaydı. Virgül gibi yamulmuş, sarkan göbeği yüzünden göremediği kemerini düzeltmeye çalışıyordu. Yasin’in belinde iki, boynunda üç adet........

© Gaia Dergi


Get it on Google Play