Kartal’ın Omzundaki Borç, Kupadaki Umut ve Geleceğin Ağır Hesabı |
Karagümrük beraberliği… Bir puan kaybından ibaret değil bu. Bir sezona yayılmış tereddütlerin, yanlış hesapların, geciken yüzleşmelerin özeti gibi. Dolmabahçe’de bırakılan iki puan, yalnız tabelaya değil, gelecek planlarının üstüne de yazıldı.
Ligde dördüncülük… Kâğıt üzerinde hâlâ Avrupa ihtimali. Ama sahadaki gerçek, başka bir roman anlatıyor.
Önünde üç perde kaldı:
Gaziantep deplasmanı…
Trabzonspor içerde…
Rizespor dışarda…
Bir bakıma üç maç değil bunlar; üç sınav. Üç karakter testi.
Çünkü Beşiktaş artık puan değil, kimlik toplamak zorunda.
Lig tarafında umutlar zaten büyük ölçüde kupaya tahvil edilmiş durumda. Siyah-beyaz akıl, yönünü Türkiye Kupası’na çevirmiş görünüyor. Konyaspor yarı finali, ardından muhtemel bir final… Gençlerbirliği mi gelir, Trabzonspor mu; fark etmez.
O kupa artık yalnız bir kupa değil.
Avrupa bileti.
Sezonun kurtuluş senedi.
Ve belki yönetim aklının meşruiyet sınavı.
Futbol bazen lig maratonunu değil, kupadaki bir akşamı hatırlar. Beşiktaş tarihi bunun örnekleriyle doludur. Nice yorgun sezon, bir final gecesiyle aklanmıştır.
Fakat bugünün meselesi yalnız sahadaki top değil.
Asıl mesele, topun dönmediği yerde başlıyor.
Serdar Adalı’nın televizyon ekranında söylediği o cümle, aslında başlı başına manşetti:
16 ayda 300 milyon euro ödeme.
Bu rakam yalnız yüksek değil; sarsıcı.
Çünkü bu, Anadolu’daki birçok kulübün on yıllık bütçesi.
Bu, doğru akılla birkaç jenerasyonluk kadro mühendisliği demek.
Bu, Avrupa’da yarışacak iskelet kurmak demek.
Bu, geleceği satın alabilecek büyüklükte bir para.
Ama asıl mesele şu:
Bu para nereye gitti?
Nasıl kullanıldı?
Ne........