Kartal’ın Kupa Yürüyüşü: Bir İnat, Bir Akıl, Bir Yarı Final Masalı

Ve işte öyle bir gecede, Avrupa’ya açılan son kapının eşiğinde, Türkiye Kupası yalnızca bir kupa değil, siyah-beyaz geleceğin pasaportu olarak duruyordu. Karşıda Alanyaspor, ama asıl rakip zaman, baskı ve mecburiyetti.

 

Bu maç kaybedilse, bir sezonun bütün yorgunluğu boşa akacaktı. Kazanılırsa, yarı final ve belki de Avrupa’nın ışıkları…

 

İşte böyle gecelerde bazı teknik adamlar takım yönetmez; kaderle satranç oynar.

 

Sergen Yalçın bu maça bir teknik direktör refleksiyle değil, eski bir Beşiktaş aklıyla çıktı. Çünkü o, bu kulübün rüzgârını bilir. Dolmabahçe’nin sert esintisinin yalnız rakibi değil, bazen kendi oyuncunu da sınadığını bilir.

 

Ve belki gecenin en çok konuşulacak tarafı buydu:

 

İnatla bazı maçlarda tercih edilen, performansıyla eleştiri toplayan Cengiz Ünder bu kez yoktu.

 

Bu bir kadro tercihi gibi görünse de aslında bir mesajdı.

 

Futbolda bazen en doğru hamle, bir oyuncuyu sahaya sürmek değil, oyunun ritmini bozan düğümü çözmektir.

 

Sergen bu kez inattan vazgeçmedi belki, ama inadını başka yere taşıdı: oyunun disiplinine.

 

Ve o disiplin, sahaya 3-0’lık tok bir cümle olarak yazıldı.

 

Bu skor “galibiyet” değildi.

 

Bu skor hüküm cümlesiydi.

 

İlk düdükten........

© Fotospor