Bİ'ŞEKİLDE
Bi'şekilde yani hangi şekilde işte bu şekilde...
Maçın ilk yarısı Beşiktaş adına hüsran ve yoklar adına geçti. İkinci yarı ise bambaşka bir Beşiktaş ve maçın hakemini izledik.
Beşiktaş rakibine yenilebilir bu sporun doğasında var ama böyle yenilmesine, Galatasaray'a böyle yol verilmesine de yeter artık.
Madem bu işler hep böyle olacak, madem şampiyon önceden belirlenecek o zaman neden milyon paralarla bu işlere yatırım yapılıyor ki? Hatta neden bu kadar hafta maçlar oynanıyor ki?
TFF sezon başladığında direkt versin kupayı, tebrik etsin olsun bitsin.
En azından sahnelenen emek hırsızlığını seyretmeyiz.
Bu işin bir yanı ama sahaya geldiğimizde kendi hatalarımızı da görelim. Beşiktaş ilk yarı kompakt bir defans oynayarak sahada yer aldı. Geçis oyununu sergileyemedi, attığı her topu rakijine verdi ve oyunda çekindiği konudan golü gördü.
Sonra dedik ya ikinci yarı birşeyler yapmaya çalıştı. Uğurcan'ı kral yaptılar üzerine vurdukları her topu tutmasına sebeb olarak. Her şut Orkun ve Cerny'nin şutları gibi olmalı.
Galatasaray'da en az üç oyuncu kırmızı kart görmeliydi. Asslani'ye yapılan hareket penaltı idi verilmedi, Abdülkerim Bardakçı'nın koluyla engellediği pozisyon penaltı idi verilmedi...
Osimhen ikinci sarı kart ile ihraç edilmeliydi verilmedi.
Yani sahada oyunun oyuncular tarafından sonucunun belirllenmesine izin verilmedi yine hakemlerin ve onlara talimat verenlerin dediği oldu.
Bir sezonda böyle bitti ve sahada yine aynı senaryoyu izledik.
Ve aynı soruyu soruyoruz yine işin sonunda; niye mücadele ediyoruz ki!
Verin arkadaşların kupasını, çıksınlar balkona küfür etsinler sevinsinler...
