Beşiktaş’ın Meselesi Teknik Direktör Değil, Ruhunu Kaybetmiş Olmasıdır |
Bazen eski bir İstanbul sokağıdır.
Bir sabah vakti çay buharıdır.
Bir vapur düdüğüdür.
Dolmabahçe’de rüzgâr yiyen siyah-beyaz bir atkıdır.
Ve bazen de kaybettiği bir şeyi arayan yaşlı bir adam gibi dolaşır memleketin futbol meydanlarında…
Bugünlerde Beşiktaş tam da öyle dolaşıyor.
Sergen Yalçın gitti.
Arkasından Serkan Reçber ayrıldı.
Şimdi yönetim yeni bir teknik direktör arıyor.
Gazeteler her sabah başka isim yazıyor.
Avrupa’dan teknik adamlar…
Yerli adaylar…
Menajer önerileri…
Görüşmeler…
Temaslar…
Olumsuz sonuçlar…
Fakat asıl mesele ne biliyor musunuz?
Beşiktaş’ın bugün en büyük problemi teknik direktör bulamaması değil.
Beşiktaş’ın artık eski ağırlığını kaybetmeye başlamasıdır.
Eskiden büyük kulüpler teknik adam seçerdi.
Şimdi bazı teknik adamlar Beşiktaş’ı bekletiyor.
İşte camianın canını yakan yer tam burası.
Çünkü Beşiktaşlı’nın hafızasında başka bir kulüp vardır.
Bir zamanlar futbolcuların formasını giymek için maaş konuşmadan geldiği…
Teknik direktörlerin “Beşiktaş çağırdıysa gidilir” dediği…
İnönü Stadı’nın betonundan bile karakter aktığı günler vardı.
Şimdi ise ortada bir kararsızlık havası dolaşıyor.
Bir isim çıkıyor.
Olmuyor.
Başka isim geliyor.
O da olmuyor.
Kulüp sanki kendi kaderine karar veremeyen büyük bir gemi gibi…
Dümende çok adam var ama rota yok.
İşte taraftarın sabrı burada tükeniyor.
Çünkü Beşiktaş taraftarı mağlubiyete bazen dayanır.
Parasızlığa da dayanır.
Transfer yapamamaya da sabreder.
Ama kimlik kaybına dayanamaz.
Beşiktaş’ın asıl korkusu budur.
“Sıradanlaşmak…”
Futbolda bazı ölümler sessiz olur.
Bir kulüp bir anda batmaz.
Önce ağırlığını kaybeder.
Sonra cümlelerin içindeki yerini…
Sonra rakiplerin gözündeki korkuyu…
En........