Türk Futbolunu Rakipleri Değil, Kendi Sistemi Yeniyor

“Voleybolda Avrupa’nın zirvesindeyiz, basketbolda Avrupa kupaları kazanıyoruz; peki futbolda neden aynı başarıyı yakalayamıyoruz?”

Sorunun kendisi bile aslında yanlış.

Çünkü futbolu basketbol ve voleybolla aynı ölçütlerle değerlendirmek, birbirinden tamamen farklı üç ekosistemi tek bir cetvelle ölçmeye çalışmaktır.

Futbolun rekabet düzeyi, ekonomik büyüklüğü, medya ilgisi ve toplumsal baskısı diğer branşlarla kıyaslanamayacak kadar farklıdır. Bu nedenle futbolun yaşadığı sorunların çözümünü de yalnızca saha içinde aramak eksik kalır.

Bana göre Türk futbolunun en büyük rakibi rakip ülkeler değil, yıllardır kendi elleriyle kurduğu sistemdir.

Rekabetin Gerçeği

Futbol, dünyanın en yaygın ve en rekabetçi sporudur. FIFA’ya üye 211 federasyon bulunuyor ve üst düzey rekabet havuzu diğer takım sporlarına göre çok daha geniş.

Türkiye’nin uzun yıllardır dünya sıralamasında 25-35 bandında yer alması, beklentilerimizi karşılamasa da istatistiksel olarak sıra dışı değildir.

Asıl dikkat çekici olan, basketbol ve voleybol gibi daha dar rekabet havuzuna sahip branşlarda dünyanın en iyileri arasına girebilmemizdir.

Demek ki sorun sporcu yetiştiremiyor olmamız değil.

Sorun, futbolun kendi yapısının başarı üretmesini zorlaştırmasıdır.

Paranın Kazandırmadığı Oyun

Yıllardır futbolda daha fazla para harcarsak daha başarılı olacağımıza inandık.

Oysa sonuç tam tersini gösteriyor.

Futbol, Türkiye’nin en büyük spor ekonomisine sahip. Yayın gelirleri, sponsorluklar, transfer piyasası ve milyonlarca taraftarın oluşturduğu dev finansal yapı, kulüpleri uzun........

© Fotospor