menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NEREDEN NEREYE… SABRIN ESERİ BİR BEŞİKTAŞ

5 0
05.03.2026

Şimdi ise sahada bambaşka bir kimlik görüyoruz. Deli gibi saldıran değil; zamanını kollayan, temkinli ama gerektiğinde yıldırım gibi çarpan bir Beşiktaş var. Eskiden rakip ceza sahasında boğulup kalan takım, bugün her yerden kaleyi şutlayan, pozisyon üretmekte zorlanmayan ve golü farklı varyasyonlarla bulan bir yapıya dönüştü. Bu değişim tesadüf değil; planın, sabrın ve doğru müdahalelerin sonucu.

 

Devre arasında yapılan transferler tam anlamıyla nokta atışı oldu. İhtiyaç duyulan bölgelere yapılan hamleler, kadro derinliğini artırmakla kalmadı; aynı zamanda geleceğin takımının temel taşlarını da döşedi. Bu hamleler günü kurtarmak için değil, yarını inşa etmek için yapıldı. Sahada gördüğümüz enerji ve organizasyon bunun en somut kanıtı.

 

En önemli kazanım ise takım kimyasındaki uyum. Futbol yalnızca yetenek değil; doğru rol paylaşımı ve ortak akıl işidir. Bugün Beşiktaş’ta bu uyum giderek belirginleşiyor. Oyuncular birbirinin açığını kapatıyor, saha içi iletişim artmış durumda ve en önemlisi herkes ne oynadığını biliyor. Oyun yapısı oturdukça özgüven yükseliyor, özgüven yükseldikçe üretkenlik artıyor.

 

Bu dönüşümün merkezinde ise Sergen Yalçın var. Eleştiriler elbette olacaktır; ancak büyük dönüşümler sabır ister. Sergen Yalçın’a güvenmek gerekir. Çünkü o, Beşiktaş’ın ruhunu bilen, bu camianın baskısını taşıyabilen ve en önemlisi krizden oyun çıkarabilen bir teknik adam. Bugün sahada gördüğümüz temkinli ama öldürücü Beşiktaş, teknik aklın doğru evrildiğini gösteriyor.

 

Artık mesele sadece kazanmak değil; nasıl kazandığın. Ve Beşiktaş artık ne yaptığını bilen bir takım gibi kazanıyor. Hücumda çeşitlilik, orta sahada denge, savunmada disiplin… Bu yapı tam anlamıyla oturduğunda, ortaya sadece iyi bir takım değil, sürdürülebilir bir güç çıkacak.

 

Sezon başındaki Beşiktaş ile bugünkü Beşiktaş arasındaki fark, yalnızca skor tabelasında değil; zihniyette yatıyor. Ve zihniyet değiştiğinde, kader de değişir.

 

Bugün sahada panikle koşan değil, planla ilerleyen bir Beşiktaş var. Deli gibi saldıran değil, anı kollayan… Rakibini sabırla bekleyip bir anda yıldırım gibi çarpan bir Beşiktaş. Kale dibinde kaybolan değil, her mesafeden kaleyi yoklayan ve golü bulan bir Beşiktaş.

 

Bu değişim henüz tamamlanmış değil. Ama temeller atıldı. Kimya oluşuyor. Oyun oturuyor. Güven yerine oturuyor.

 

Ve unutulmasın…

Sabırla kurulan takımlar gürültü çıkarmaz.

Ama zamanı geldiğinde, kupaları kaldırırken en yüksek sesi onlar çıkarır.


© Fotospor