menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GÜNDOĞDU VE HACIOSMANOĞLU VE BAZI GERÇEKLER...

24 0
03.04.2026

Onun hakkında yazdığım bu yazı ilk değil, o makamda oturduğu sürece, elbet son da olmayacak..

 

Sözü uzatmadan TFF Başkanı'na soralım:

 

Merkez Hakem Kurulu Başkanı Gündoğdu, acaba hangi meziyetleri ile hakemlere örnek olup, orada oturmaktadır?

 

Tam bu noktada hatırlatalım...

 

1' Faal hakemlik yaptığı ancak çok kısıtlı sayıda maçta görev almasına rağmen; bir maçtan önce otel odasına şike karşılığı alındığı iddia edilen kadınlar, mahkemede ifadelerini değiştirince, ceza almaktan kurtulan... 

 

2' Hakem camiası içinde aklandığını asla düşünmediğim..

 

3' Halen isminin önünde MHK Başkanı sıfatı bulunmasına rağmen, icraatlarıyla sadece BİR CAMİAYA HİZMET ETTİĞİ GÖRÜLEN GÜNDOĞDU’NUN, hakemlik hayatı da, bilindiği gibi yardımcılıktan öteye geçememişti...

 

Bu gerçekler bir yana; dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun,  'MAÇ SATMA' gibi bir konunun dedikodusu bile çıksa, o kişinin hemen hakemlikle ve camiayla ilişkisi kesilir, dahası o hakeme kimse selam bile vermezdi..

 

Maalesef ki burası Türkiye ve hakemliğin nereden nereye geldiği de, meydanda...

 

Halen MHK’nın başkanı, CEO’su, genel müdürü, artık sıfatı her neyse...

 

Hakemlik müessesinin en tepesinde oturan Ferhat Gündoğdu, bilindiği gibi şanlı ordumuzun da emekli

bir subayı idi...

 

Ancak hemen altını çizelim ki; o malum olayda bazıları Emniyet'te verdikleri ifadeleri, mahkemede değiştirmemiş olsalar...

 

Gündoğdu ordudan emekli olamaz, kesin olarak ihraç edilirdi...

 

Hasılı hakemlerimizin başında, badireleri ‘mucizevi’ şekilde atlatmış, bu nedenle camia için yanlış bir rol model olduğunu iddia edenlere, hak vermemek elde değildi...

 

Şimdi denibilir ki;

‘Göndoğdu’nun uçkuruyla bizim işimiz olmaz, ailesi düşünsün'...

 

Bir yere kadar doğru, ancak hakemler için getirilen kadınlar şike içinse, o iş öyle olmaz!

 

İşte MHK’nın başı böyle olunca, FIFA’yı bile hayrete düşüren; kopyacı hakemler mi ararsınız, penaltıyı- kırmızı kartları vermeyip VAR’a bırakan mı, yoksa eyyam yapmaya doymayanları mı

ararsınız, hepsi bizde...

 

Bir de medyada kendilerine yer bulan hakem eskileri var ki; onların bazıları, aldıkları paralar uğruna yanlı yorumlar yapıp, insanlara yanıltıcı bilgiler vermeyi maalesef misyon edinmiş tipler..

 

Bunlar taraftar nezdinde o derece infial yaratıyorlar ki; gerçeğe aykırı ancak kişisel çıkarları doğrultusunda yaptıkları yorumların, aslında maç satmayla eşdeğer olduğunun da altını çizerek, devam edelim...

 

Ayrıca hakemler onların dedikleri gibi yönetse, birçok maç yarıda kalır, bu da apaçık ortada.. 

 

Üstelik o hakem eskileri  kamuoyuna adeta çok bildiklerini(!) ispat edip, sadece kendilerini tatmin eder gibi durumda olmalarına rağmen, bu tavırlarından asla vazgeçmiyorlar..

 

Üstelik faal hakemlik yaptıkları dönemde onların da ne herzeler yediklerini, cümle alem bilir...

 

Bir de kariyerinde yardımcı hakemlikten öteye gidememiş olanların ahkam kesmesi var ki, bu da sor derece acayip bir konu, ya neyse... 

 

Onlara para verip konuşturan medya da tam bir komedi... 

 

Bütün bu aymazlıklar ve saçmalıklar dizisi, ancak bizim ülkemizde, bizim futbolumuzda oluyor maalesef...

 

Gelelim Hacıosmanoğlu konusuna...

 

Hatırlanacağı gibi TFF Başkanı katıldığı bir canlı yayında; 'milli takım oyuncularına Dünya Kupası'na kalmaları halinde, Bodrum'dan birer villa vereceğini' söylemesi olay olmuştu..

 

Keza konuya ilişkin demişti ki;

"Bodrum'da 4 bin villa yapacağız. akrabam olan Ali Ağaoğlu'nun projesiydi, biz devraldık, bu evleri ben kendi cebimden vereceğim.."

 

Açıklama böyle olunca kamuoyunda herkesi bir merak almıştı.. 

 

Bodrum'da 4 bin villa yapacak yer mi vardı?

 

Sonra gerçekler ortaya çıktı...

 

Villaların yapılacağı arazi Bodrum değil; Milas'ta idi..

 

Ortada başlamış bir inşaatta yoktu, çünkü o bölgede yapılaşma yasaktı..

 

Nitekim Ağaoğlu da projeyi sırf bu nedenle hayata geçirememişti..

 

Bahse konu bölge, flamingoların barınma alanı olan Tuzla Sulak alanıydı ve ÇED raporları da iptal edilmişti...

 

Şimdi soralım; Hacıosmanoğlu "bu projeyi ben yapacağım ve milli takım futbolcularına da birer villa vereğim" derken, imarı olmayan arazide yapmayı düşündüğü inşaat için TFF Başkanı olmasına mı güvenmişti?

 

Üstelik geçmişinde  memleketi olan Trabzon'da, beyaz eşya ticareti dışında başka bir işi/meşgalesi olmayan zat-ı muhterem...

 

Böylesi devasa bir projeyi hayata geçirmek için gerekli olan maddi gücü nereden bulmuştu?

 

Bir zahmet açıklarsa, kamuoyu bu konudaki merakını giderecek, şaiyalar da devam etmeyecektir...

 


© Fotospor