İLHAN PALUT ŞAH OKAN BURUK MAT! |
Rehavet mi, fiziksel yorgunluk mu bilinmez; sahadaki görüntüye bakınca, üç gün önce Juventus'u sürklase eden takımdan eser yoktu...
Peki ama bir takım, üç günde nasıl bu kadar zıt iki görüntü verebilirdi?
Eğer verebiliyorsa, mesele yorgunluk değil, zihinsel kırılmadır...
Bir takımın maç içerisinde; koşu mesafesi düşebilir, pas yüzdesi gerileyebilir..
Ama iştah kaybolursa, bütün planlar alt üst olur..
Dün Konya’da öyle bir Galatasaray vardı ki, özellikle ilk yarı 45 değil, 145 dakika oynansa, yine gol atamazdı...
Icardi çok az topla buluştu, buluştuğunda da kalabalık rakip savunma arasından istediği vuruşları yapamadı..
Ön alan baskısı, neredeyse hiç yoktu...
Rakibi hataya zorlayan reflekste kaybolmuştu...
Topa sahip olundu ama, oyuna hükmedilemedi...
Hasılı ilk yarı, Galatasaray açısından sezonun en silik 45 dakikalarından biriydi...
TEK BİR İSABETLİ ŞUTU YOKTU.
Gol beklentisi ise, sadece: 0.31 idi…
Osimhen'in yokluğunda, rakip savunmanın arasına santrfor arkası oynayan isimlerin sokulacağı gedikler de açılmayınca, ortaya çıkan tablo hiç de iç açıcı değildi..
İlk 11’den istediği verimi alamayan Okan Buruk, ikinci yarıda radikal bir kararla başladı.
Icardi, Yunus ve Abdülkerim’i çıkarıp Lang, Barış Alper ve Torreira’yı sahaya sürdü..
Bu hamle kağıt üzerinde doğru sayılabilirdi ama tutmadı..
Mesela koşular vardı ama, zamanlaması yoktu...
Baskı denemeleri vardı ama, eş zamanlı değildi...
Rakipten top kazanılsa bile, ikinci paslar gelmedi...
İlk yarıda her iki takımın da isabetli şut atamadığı maçın ikinci yarısı, kaleyi bulan ilk şutun filelerle buluşmasıyla başladı, ancak VAR’dan gelen ‘ofsayt’ uyarısıyla IPTAL EDİLDİ..
Saman alevi gibi parlayıp sönen Galatasaray ateşinin, katı Konyaspor savunması üzerinde etkisi yoktu..
Ev sahibi ise, Galatasaray’ı durdurduktan sonra gol bulmak için şansını denemeye karar verdi ve İlhan Palut’un oyuncu değişikliğİ hamlesi tuttu..
Üst üste iki gol fırsatı yakalayan Konyaspor, bir duran topta galibiyet golünü buldu...
Bardhi gibi sonradan hamle oyuncusu olarak sahaya sürülen Kramer de golü bulunca; Galatasaray’ın gardı tamamen düştü...
Gelelim en kritik soruya: Konyaspor bu maçı nasıl kazandı?
Çok basit..
İlhan Palut'un öğrencileri;
1' Rakipleri karşısında sahanın her yerinde bire bir ve temaslı oynadılar..
2' Rakibe geniş alanlar bırakmadıkları gibi, kanatları iyi kapatarak, rakibin etkili olduğu bölgelerden atak geliştirmesine engel oldular..
3' Konya kenarları iyi kapatınca, rakip hücumlarını merkezden gerçekleştirmek zorunda kaldı..
4' Böylece Galatasaray tüm hücum aksiyonlarını, merkezden geliştirmeye mecbur kalınca, bu defa OSİMHEN'İN EKSİKLİĞİ ortaya çıktı..
5' Çünkü Osimhen oynadığı maçlarda gol atmasa bile, güçlü fiziğiyle rakip savunmaları adeta dövüyor..
6' Onun arkasında yer alan arkadaşları ise, kolayca rakibin kilidini açıyordu..
Kısacası Nijerya'lı olmayınca, Galatasaray'ın sadece hücum gücü değil, takım savunması da sıkıntı yaşıyordu...
Sonuç olarak; Galatasaray kötü oynadığı bir maçta ağır bir yüzleşme yaşadı...
Misafir takımda formanın hakkını veren, formayı terleten tek bir oyuncu olmayınca, mağlubiyet kaçınılmaz oldu..