Kirpik (2025) Filmi Üzerine Doğa Kılcıoğlu ile Söyleşi

Doğa Kılcıoğlu, 2004 yılında Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Paris Sorbonne Üniversitesi’nde sinema eğitimi aldı. Üniversite yıllarında çektiği belgesel filmi Üç Kulaklı ile 2003 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Belgesel Ödülü’nü kazandı. Daha sonra1 2 3 TIP adlı belgeseli çekti. 2008’de kardeşi Can Kılcıoğlu’yla birlikte bağımsız sinema üretimleri için DeliCe Film’i kurdu. 2010’da evlilik programlarının perde arkasını konu alan Kamerayla İzdivaç belgeselini yönetti; film Prizren Dokufest’te İzleyici Ödülü aldı. 2013’te Can Kılcıoğlu’nun yönettiği Karnaval adlı uzun metraj filmin yapımcılığını üstlendi.

Birçok kurumsal firmada film okuma ve yaratıcı üretim atölyeleri gerçekleştirdi. Galatasaray Üniversitesi’nde yarı zamanlı olarak ders verdi. Daha sonra İzmir’de Dolala Atölye’yi kurarak çocuklara yönelik stop-motion ve film okuma atölyeleri düzenledi. Sonrasında sinemada yeni bir ifade biçimi olarak animasyona yöneldi. İlk animasyon filmi Kirpik’i yazıp yönetti. Yas ve kayıp temasını sade ve duygusal bir anlatımla işleyen film, Canlandıranlar Film Festivali yetenek kampına seçildi. Aynı festivalde hem SİYAD hem de En İyi Senaryo ödülünün sahibi oldu.Directed by Women Türkiye’de Jüri Özel ödülünü, Seattle Türk Filmleri Festivali’nde Özgün Bakış ödülünü ve 26. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde ise En İyi Animasyon ödülünü kazandı.

Kılcıoğlu ile kariyeri ve özellikle oldukça başarılı bir festival süreci geçiren son filmi Kirpik ile ilgili sohbet için bir araya geldik. Kendisine son yıllarda izlediğim en etkileyici animasyonlardan biri olan Kirpik ile ilgili merak ettiğim ve bana düşündüren birçok detayı sordum. Sorularıma sabırla cevap verdiği ama en çok da böylesine büyüleyici bir filmle bizleri buluşturduğu için çok teşekkür ederim. Keyifli okumalar.

Yanılmıyorsam eğitiminizi tamamladıktan sonra bir süre mezun olduğunuz üniversitede ders veriyorsunuz. Sonra çocuklarla stop-motion ve film okuma atölyeleri yapıyorsunuz. Farklı yaş gruplarıyla üretmek, onlarla sinema üzerine konuşmak size nasıl bir deneyim kazandırdı? Bu iki jenerasyon arasında gözlemlediğiniz farklar, sizi besleyen taraflar neler oldu? Bu atölyeler sırasında, özellikle çocuklarla çalışırken çizmek, animasyon ya da görsel hikâye anlatımı üzerine hiç denemeleriniz, küçük arayışlarınız olmuş muydu? Yoksa animasyon sizin için Kirpik’le birlikte tamamen yeni bir keşif miydi?

Gençlerle çalışmak da çocuklarla çalışmak da bana çok şey kattı. Gençlerin değişimi, hızı, yaratıcılığı beni çok etkiliyor. Sürekli kendinizi yeniliyorsunuz. Çocuklarla çalışmak ise bambaşka bir serüven. Onların, doğru aktarıldığında her şeyi kavrayabileceğini düşünüyorum. Birlikte derste yaptığımız tartışmaları görseniz inanamazsınız. Kapsayıcılık, ayrımcılık, azınlık, çocuk hakları, göç… Bu konularda filmler izliyoruz birlikte. Bir filmi çocuklarla izlediğinizde ritmini, dilini, insanlara ulaşıp ulaşmadığını daha iyi görüyorsunuz. Bir de heyecanla üretmeleri ve üretimi bir oyuna dönüştürmeleri beni çok etkiliyor. Biz yetişkinler bir şey yaratırken mükemmele ulaşmaya çalışıyoruz ve bazen bu yüzden yarım bırakıyoruz. Onlarsa coşkuyla, hatalarına rağmen üretiyorlar. Yaratma cesaretimi sanırım çocuklara borçluyum.

Sinema eğitiminizin ardından uzun yıllar boyunca belgesel yönetmenliği, yapımcılık, film atölyeleri gibi üretim ve eğitim alanlarında aktif oldunuz. Ancak bugüne kadar hiçbir şekilde animasyonla ilgilenmediniz; çizim ya da animasyon eğitiminiz de yoktu değil mi? Buna rağmen 2025’te ilk animasyon filminiz Kirpik’i yaptınız. Sizi bu yeni alana yönelten süreç neydi? Animasyona yönelmenizin ardında nasıl bir ihtiyaç, duygu ya da dönüm noktası vardı? Bir yandan anne olmanızın, çocuklarla geçirdiğiniz zamanın bu kararda bir payı oldu mu?

Aslında daha önceleri sadece belgesel filmler yapıyordum. Pandeminin başlarında babam vefat etti ve ben, hele de kimsenin kimseyle görüşmediği, temas etmediği bir dönemde yasımla baş başa kalınca bir animasyon senaryosu yazdım. Animasyon hep çok ilgi duyduğum bir alandı. Küçük denemelerim vardı ama daha derin bilgiye ihtiyacım vardı. Cartoon Mill’in kurucusu Fatih Küçük’ün online atölyeleri ve verdiği cesaretle yola çıktım. Amacım kendi hikayemi anlatmak ve benim gibi hisseden insanlarla temas etmekti. Ben ulaşamıyorum filmim ulaşsın istedim. Bu yası, ölümü, kayıplarımızı konuşalım istedim.

Bunun yanında tam o dönemde Canlandıranlar Yetenek Kampı da duyuru açtı ve Kirpik seçildi. Berat İlk ve Vincent Bauvard’ın desteğiyle proje ete........

© Film Hafızası