menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Burası” Bir Adres Değil: Here (2024)

11 0
08.01.2026

Zaman; bir taraftan geçmişi sabitleyen izler biriktirir, diğer taraftan üst üste koyduğumuz her şeyi deniz kenarındaki kumdan kaleler misali yıkıp toprağa karıştırır. Su gibi akıcıdır, üzerine bir şey yazmak mümkün olmaz. Ancak ölümsüzlüğü de mümkün kılar, bir vakit nefes aldığımız yere attığımız ufak bir çentik yeter. Zamanın bu uçuculuğu, mekânın durağanlığı ve görece daha kalıcı hatlara sahip olmasıyla dengelenir. Bu birliktelikte bir bakıma zaman siler, mekân yazar. Zaman, hayalî bir söz gibi havada süzülüp ‘uçarken’ mekân, hafızanın yazısı olur, zamandan geriye ‘kalır.’

Zaman ile mekân arasındaki bu kadim anlaşmanın öyküsü, 2024 yapımlı Here filmiyle Robert Zemeckis’in merceğinden aktarılmıştır. Film, doğrudan tek bir olay örgüsüne odaklanmamakla birlikte merkezine Richard (Tom Hanks) ile Margaret (Robin Wright) çiftini almıştır. Çiftin gençlik yıllarından itibaren yaşlılıklarına değin sürdürdükleri aşkları, hayalleri, ebeveynlik süreçleri, pişmanlıkları ve ukdeleri, yaşadıkları evin önceki ve sonraki sahiplerinin öyküleriyle birleşir. Bu kurgusal örgü sırasında objektifini tek bir noktaya sabitleyen Zemeckis, hem anlatı tekniği hem de kurgu örüntüsüyle sıradan sayılabilecek hikâyelere sıra dışı bir biçim kazandırmıştır. Zaman kavramının geçiciliği, filmde mekânın iz tutuculuğu ile birleştirilmiş ve bağlamın devingenliği esnasında toplumsal hafızanın inşası yansıtılmıştır. Bu çerçevede Here, mekânın nasıl bir palimpseste dönüştüğünü örneklerken Henri Lefebvre’nin toplumsal-tarihsel bir üretim sonucu olan mekân kavramını canlandırmaktadır. Bu analizde bahsi geçen kuram üzerinden mekânın niteliği tartışılacaktır.

Mekânı Yeniden Yazmak

Antik çağlarda yazının bulunmasının hemen ardından geliştirilen, eski izleri silinmeden üst üste yazılmış metinlere palimpsest adı verilmiştir. Temel özelliği, önceki yazının izlerini taşıması olan palimpsestler, bir taraftan da toplumsal değişimlerin panoramasını sunarak onları kalıcı hâle getiren birer tanık işlevi görmüştür. Kurgusu, antik metinlerin bu niteliğinden hareketle tasarlanan Here, tarihi yazmaya en baştan, yani zamanın oluşumundan başlamaktadır. Açılış sekansında yer kürenin katı bir hâl almasından itibaren ilk canlıların oluşumuna kadarki süreç anlatılmaktadır. İnsanlık, film boyunca sabitlenmiş objektif karesine girmeye başladıkça gelişigüzel doğa olaylarına yer veren sahne, yerleşik hayatın ilk aşamalarına doğru ilerlemektedir. Böylelikle uçsuz bucaksız yabanıl doğa, beşerî faaliyetlerle beraber ehlileştirilmeye başlamaktadır. İnsanın bu yalın doğal hâl üzerindeki ilk dokunuşu, toprağı “arazi” kavramına indirgeyerek sahip olunabilen; dahası, alışveriş nesnesi olarak kullanılabilen, dönüştürülüp faydalı hâle getirilen bir alan olarak yeniden yapılandırmaktadır. Topraktan araziye, buradan da şahısların üzerine tapulanmış arsalara evrilen mekân, aşamalı bir şekilde aitlik kazanmaktadır. Bu noktada film, Lefebvre’nin mekân üretimini canlandırmaktadır.

Lefebvre, mekânın mutlak ve kendi içinde bir oluş hâlinde bulunduğu fikrine karşı, onu bir ürün olarak yorumlamaktadır [1]. Yani mekân, anlamlandırılmayı bekleyen bir boşluk değil, toplumsal bağlamın ve beşerî faaliyetlerin bir ürünüdür. Ayrıca “karmaşık toplumsal ilişkilerde ve üretim biçiminde yalnızca uzamsal ve fiziksel bir şey olarak anlaşılmaz. … Aynı zamanda bir eylemdir” [2]. Dolayısıyla mekânı sabit hatlara indirgemeden, devingen ve etkin bir yapı olarak düşünmemiz gerekmektedir. Here’ın en başından anlatmaya başladığı değişim hâli, özellikle tek bir mekânın tek bir noktası üzerinden gösterilmiştir: Zaman içinde arazi öncelikle kazılmış, içine bir temel atılmış, ardından üzerine bir ev inşa edilmiştir. Yapı tamamlandıktan sonra evin içini aileler doldurmaya başlamıştır. Böylelikle salt bir yapı olarak “ev”den, samimiyet ve mahremiyetin yerleştiği “yuva”lığa geçiş resmedilmiştir. Ev yapısı yuvaya dönüştükçe sosyal ilişkiler, aile hayatındaki iniş çıkışlar, ülke ve dünya gündeminin bu hayattaki yansımaları, insanî kaygılar, hayaller, çabalar sahneye dâhil olmuştur. Kısacası evle sınırlı mikro alandaki hareketlilik üzerinden Endüstriyel Devrim, Dünya Savaşları, liberal düzene geçiş, üretim toplumuyla yükselen kapitalizm gibi dünyayı etkileyen makro boyuttaki olaylar dolaylı olarak ima edilmiştir. Bu anlamda en başta el........

© Film Hafızası