menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tekinsiz Evlilik Portresi: Die, My Love (2025)

20 0
04.02.2026

Die, My Love (2025), daha önce We Need to Talk About Kevin (2011) gibi sarsıcı yapımlara imza atan Lynne Ramsay’ın, 78. Cannes Film Festivali yarışma seçkisinde yer alan son filmidir. Arina Harwicz’in aynı adlı romanından uyarlanan yapım; Grace ve Jackson isimli yeni evli bir çiftin, bebek sahibi olmalarının ardından dönüşen evlilik dinamiklerini merkezine alır. Ramsay’ın tekinsiz dünyasında bizi, oldukça özgür ruhlu ve dışa dönük bir Grace karşılarken; Jackson, karısının aksine çok daha kapalı ve sade bir portre çizer. Çiftin Jackson’ın ölen amcasından kalan eve yerleşmesiyle başlayan süreç, zamanla seyirciyi karakterlerin ilişki dinamiklerine ortak olmaya iter. Doğum sonrası depresyon anlamına gelen postpartum depresyona yoğunlaşan hikâye, anlatım dili ve sinematografisiyle de bu ruh hâline eşlik ederek uçuk, hatta histerik bir yapıya bürünür. Grace’in zihnindeki bu karmaşaya tanıklık ederken, deneyimlediği şeyin sadece bir depresyon değil, sınırda (borderline) kişilik bozukluğu olduğu kuşkusuna kapılmamak neredeyse imkânsız hâle gelir. Bu noktada Ramsay, karakterin iç dünyasındaki o kırılgan ama bir o kadar da yıkıcı sancıyı, sanki kendi zihnimizin bir köşesinde yankılanıyormuş gibi bize hissettirmeyi başarır.

Postpartum Depresyon, kadınlarda doğum sonrasında görülen duygu, düşünce ve davranış değişiklikleri gibi ruhsal belirtilerle seyreden bir hastalıktır. Genellikle doğumdan sonraki 48 saat ila 72 saat arasında görülen depresyon hâli, bazı durumlarda haftalar sonrasında da görülebilir. Depresyonun belirtileri, psikolojik ve fizyolojik birçok değişikliği kapsar. Grace’in dünyasında bu durum çok daha yıkıcı bir boyuta evrilir. Filmi izlerken, bu depresyon hâlinin sadece psikolojik bir evre olmadığını; Grace’in hem kendisine hem de çevresine kalıcı zararlar vermesine neden olan, adeta kontrol dışı bir fırtınaya dönüştüğünü hissederiz. Ramsay, bu buhranı sadece senaryoyla değil; ses, görüntü ve müzik kompozisyonuyla da iliklerimize işler. Karakterlerin yaşadıkları bunalım ve histeri çoğu zaman doğrudan rahatsız edici sesler kullanılarak yansıtılır. Neredeyse tüm sekansların geçtiği o tek mekân, Grace ile Jackson’un beraber yaşadıkları ev, zamanla karakterlerin birbirleriyle olan bağlarının koptuğu bir fanusa dönüşür. Oldukça izole olan Grace ile Jackson’un yaşadığı dört duvar; sadece kendilerini değil, kimi zaman seyirciyi de nefes alamadığı bir fanusa hapseder.

Grace, oğlunun doğumuyla yapayalnız kalır. Anlaşılmak ve fark edilmek adına etrafına, hatta kendine zarar vermeye başlasa da çoğu açıdan Jackson tarafından görülmez, ihtiyaçları........

© Film Hafızası