We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Suat Derviş – Bir kere eğilmedi bu kadının başı!

3 4 12
10.09.2021

1901 yılında doğmuş Suat Derviş. Hatice Saadet nüfustaki adı. Babası jinekolog İsmail Derviş, dedesi kimyager Mehmet Emin Derviş Paşa. Annesi Hesna Hanım, üst düzey bir saray görevlisi olan Mabeyinci Kamil Bey’le Perensaz Hanım’ın kızı. Hesna Hanım iyi eğitim görmüş, Fransızca, Farsça ve Arapça konuşabilen, usta bir binici.

Bu okumuş, saraya yakın aile, Suat Derviş’in eğitimine de özen göstermiş, Derviş, dönemin pek çok zengin, aydın aile çocuğu gibi evde, çeşitli hocalardan dersler alarak büyümüş.

Suat Derviş adı matbuatta ilk olarak 3 Ekim 1920 tarihinde görülür.1 Alemdar gazetesinde “Hezeyan” başlıklı bir mensuresi yayınlanır. “Zevkten, eğlenceden, ümitten, gayeden uzak yaşıyorum. O kadar yalnız ve boşum ki… Ne kalbimi tatlı, geçici bir heyecana uğratan küçük, munis bir sevgili, ne bütün mevcudiyetimi sarsarak beni sarhoş eden bir aşk ne de sükûn ve teselli veren fırtınasız, saf bir merbutiyet. Kimseyi sevmiyorum veya herkese karşı muhabbetle doluyum. Fakat ruhumda birbirinden ayırdığım, birbirinden kuvvetli bulduğum hiçbir bağ yok,” cümleleriyle başlayan bu nesir, ümitsiz, yalnız bir kalbin hezeyanlarını ortaya koyar. Daha sonra bu yazının kendi bilgisi olmadan, Nâzım Hikmet tarafından gazeteye verildiğini söyler Derviş.

Yine Alemdar’da, 11 Ekim’de, “Nasıl Çalışırlar?” adlı hikâyesi, ay sonundaysa dört tefrika halinde Kara Kitap okuyuculara sunulur.

Kara Kitap, yazarın sonraki yıllarda Ne Bir Ses Ne Bir Nefes, Buhran Gecesi, Fatma’nın Günahı, Dirilen Mumya eserleriyle örneklerini vereceği ‘gotik roman’ türü içerisinde değerlendirilebilecek bir eserdir. Hatta yazar 1929’da Hareket gazetesinde “Mumya”, “… Hikâyesi” ve “Bakışlar” adlı üç gotik öyküsünü tefrika ettirirken her birinin başında yakın bir gelecekte Mumya adlı bir öykü kitabı çıkartacağını müjdeleyecek, ancak bu kitap hiçbir zaman çıkmayacaktır.

1921 – Milat

1920’lerin başına dönecek olursak Kara Kitap’ın tefrikasından bir yıl kadar sonra 24 Ekim 1921’de Yeni Şark gazetesinde yazmaya başlar Suat Derviş. Bu gazetede öykü ve romanlarının yanı sıra röportaj ve fıkralarıyla da yer alacaktır. Zaten Yeni Şark da Suat Derviş’i, ‘Almanya muhabiresi’ olarak tanıtır okuyucularına.

Yani 1921, Suat Derviş’in gazeteciliğinin de miladıdır. Suat Derviş bu tarihte bir gazetede çalışmaya, muhabirlik yapmaya başlamıştır.

Yirmili yıllar boyunca eğitimi için Almanya’ya gider gelir. Ancak bu durum kariyerini pek de etkilemez. Zira 1923’te Hiçbiri ve Ne Bir Ses Ne Bir Nefes romanları, Ahmet Ferdi ve Behire’nin Talipleri öykü derlemeleri, 1924’te Buhran Gecesi ve Fatma’nın Günahı romanları ile Beni mi? adlı öykü derlemesi kitap olarak çıkar.

1926-27 yıllarında Servet-i Fünun’da ayrı bir cilt teşkil edecek kadar çok öykü yayınlar. (Bu öyküler ne yazık ki kitaplaşmamıştır.) Bunlardan biri, 28 Nisan 1927’de yayınlanan “Denize Söyledikleri” başına iş açar. Derginin sahibi Ahmet İhsan’la birlikte Suat Derviş’e ‘dini tahkir etmek’ten dava açılır.

1927-28 yıllarında Yeni Kitap ve İzmir’de çıkan Fikirler dergilerinde öyküleri yayınlanır, Gönül Gibi romanı basılır.

1929’da demin de bahsettiğim Hareket gazetesinde, 1930’daysa Arif Oruç’un muhalif Yarın gazetesindedir. Bu gazetede Sonu Güzel ve Emine romanları tefrika edilir. Suat Derviş, Serbest Cumhuriyet Fırkası destekçisi gazetede, Cumhuriyet Halk Fırkası destekçisi Türk Kadın Birliği’ni eleştiren yazılar kaleme alır. Bir diğer Serbest Cumhuriyet Fırkası destekçisi ve eski Türk Kadınlar Birliği başkanı Nezihe Muhittin’in de katıldığı bu polemik halen gün yüzüne çıkartılmayı beklemektedir.

Berlin’de menajer tutar

Aynı yılın sonbaharında iki buçuk sene kalacağı Berlin’e gider. Suat Derviş’in Berlin’deki yaşamı, orada bir çevirmen ve menajer tutarak eserlerini büyük yayın gruplarının gazete ve dergilerine sokabilmesi üzerine düşünülmesi, analiz edilmesi gereken bir başarıdır. 1930’ların başında Almanya’da bir Türk yazarı kendisini var edebilmiştir. Eserleri menajeri sayesinde pek çok Avrupa diline çevrilir ve farklı ülkelerde yayınlanır.

Almanya’da iki roman kaleme alır Suat Derviş. Almanca olarak tefrika edilen bu iki roman daha sonra, yazarın Türkiye’ye dönmesinin ardından anadillerinde de tefrika edilecektir.

Suat Derviş’in Almanya macerası Hitler’in, nasyonal sosyalizmin yükselişi, babası İsmail Derviş’in ölümü ve ailesinin Moda’daki evlerini bir yangında kaybetmeleriyle sona erer.

Suat Derviş, Almanya döneminden itibaren,........

© Fikir Turu


Get it on Google Play