We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Post-Netanyahu dönemi mümkün mü?

5 4 0
23.06.2021

İsrail’de 12 yıl süren Netanyahu iktidarı sona erdi. Sekiz partinin oluşturduğu koalisyon hükümeti kendisini ‘değişim hükümeti’ olarak adlandırıyor. Aslında bu koalisyon, ideolojik, kültürel ve siyasal tavır ve pratikler açısından birbirinden ayrışan partilerden oluşuyor. Bu farklılıklara rağmen kendilerine değişim hükümeti demelerinin temel nedeni, Binyamin Netanyahu’nun 2009-2021 arasında süren uzun süreli iktidarını değiştireceklerini iddia etmeleri.

Fakat bu değişimin amacı, sadece siyasi iktidarın aktörler arasında bir devir teslim değil. Netanyahu iktidarının yarattığı popülist lider söylemini; küçük partilerin kendi seçmenlerinin dar çıkarlarını toplumun genelinin talepleri üzerinde tutmasını, sağ dindar milliyetçi siyasal bloğu değiştirmeyi de hedefliyorlar.

Koalisyonu oluşturan sağ dindar milliyetçi siyasal blok, İsrail’in geleneksel merkez sağındaki seküler ve liberal niteliklerin her geçen Netanyahu’nun da politikaları sayesinde erimesiyle ortaya çıktı. Oysa bu değerler 1970’lerin sağ partisi Likud’da temsil buluyordu. Bugün gelinin noktada İsrail’de sağ; milliyetçi, dindar ve mesyanik bir düzleme oturdu.

İsrail sağına bunlar olurken, İsrail solu da toplumsal adalet ve sosyalist devlet arayışından uzaklaşarak bir toplumsal hareket ve diplomatik misyona dönüştü.

Birinci intifadanın İsrail sağına etkisi

Esasında sağın ve solun bu ideolojik dönüşümü, Netanyahu döneminde hızlanmış olsa da kökleri 1987-1993 yılları arasında süren Birinci İntifada’ya değin uzanıyor.

Birinci İntifada, İkinci İntifada’dan (2000 – 2005) farklı olarak örgütlerin çeşitleri eylemlerle ses getirmeye çalıştıkları bir dönem değil, neredeyse bütün Filistin halkının katıldığı, kitlesel sivil itaatsizlik temeline dayanan, başta işgal edilmiş topraklara yerleşmiş Yahudi yerleşimcilerin olmak üzere, neredeyse tüm İsraillilerin günlük yaşamlarının her anında ve alanında hissettikleri bir ayaklanmaydı. Filistin Özerk Yönetimi’nin kurulmasına giden Oslo Anlaşmalarıyla sonuçlanmıştı.

İsrail’e, Yahudiliğe ve dünyaya dinsel metinleri milliyetçi bir yaklaşımla okuyarak bakan yani Dindar Siyonist, 1972 doğumlu yeni değişim hükümetinin lideri Naftali Bennett de Birinci İntifada’nın travmalarını bireysel ölçüde tecrübe etmiş biri. İsrailli askerler ve yerleşimciler arasındaki işbirliğini diğer İsrail vatandaşları gibi gözlemledi. İsrail sağ seçmenin temel ilkelerinden biri olan, Filistin’in tamamında kendi sahipliğini iddia eden ve Filistinlilerin kendi topraklarından gönderilmesini amaçlayan teritoryal/toprak maksimizasyonu/azamileştirilmesi fikrini temel siyasal değer olarak kabul etti. Birinci İntifada’nın değiştirici gücüne tanıklık etmiş İsrail sağı ve Bennett gibiler, Yahudi nüfusun İsrail’de hâkim unsur olmasını devam ettirecek demografik avantajın korunması gerektiği fikrine de sıkı sıkı sarıldılar.

Bu iki konu yani demografik avantajı devam ettirme ve toprak maksimizasyonu, Birinci İntifada döneminde daha çok Yahudi Yerleşimcilerin söylemiyken gittikçe İsrail sağının genelinin söylemini, kurumsal dağılımını ve lider tipini belirlemeye başladı. Birinci İntifada sırasında dar ve kısıtlı bir gerçekliğe denk gelen ve ‘yerleşimci siyaseti’nin temeli olan bu durum, İsrail sağının genelini kapsar hale geldi.

Netanyahu’nun Likud Partisi’nde bir süre konsolide etmeye çabaladığı ve kendi liderliği altında toplamaya çalıştığı bu siyasal gerçeklik, İsrail’deki siyasal sistemin bol........

© Fikir Turu


Get it on Google Play