We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sanal dünyanın sanal olmayan riskleri

1 3 0
16.07.2021

Dijitalleşme, pandemi ile birlikte gündelik hayatımıza iyiden iyiye yerleşirken, hâlihazırda var olan riskler de artıyor. Kanada merkezli dijital risk ve dayanıklılık danışmanlığı SecDev Group’un başkanı ve Igarapé Enstitüsü’nün kurucu ortağı Robert Muggah, Foreign Policy’de yayımlanan yazısında, bizi dünyaya bağlayan cihazların, onları oluşturan malzemelerin, ağların ve genel anlamda çevrimiçi dünyanın ne gibi risklerle karşı karşıya olduğunu açıklarken, çözüm için atılacak ilk adımın doğru bir haritalama olduğunun altını çiziyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“COVID-19 salgını, verinin 21. yüzyılın en önemli stratejik varlığı olduğu gerçeğini ortaya çıkardı. Milyonlarca işçi ve öğrencinin uzaktan erişime geçtiği ve kapanan mağazaların yerini çevrimiçi mağazacılığın aldığı bu zamanlara kadar dünya dijital veri akışlarına bu kadar bağımlı olmamıştı. Dijital bağlantılılığımız, inovasyonu, ticareti ve etkileşimi güçlendirdiği kadar yeni riskler ve güvenlik açıkları da yaratıyor. Bunun nedeni, hepimizin bağlı olduğu dijital sistemlerin (internet, bulut bilişim, 5G telekomünikasyon altyapısı) tasarım gereği güvensiz, kötü düzenlemelere tabi, kötüye kullanıma ve saldırılara açık olması. Her yıl milyarlarca yeni cihaz ve yeni bağlanan yüz milyonlarca insanla birlikte bağlı cihazlar ve her yerde bulunan hizmetler üzerinden maruz kaldığımız saldırıların sayısı da katlanarak artıyor.

Kamusal ve özel ağlardaki sistemik güvenlik açıkları ve tedarik zincirlerindeki tehlikeli zayıflıklar da dâhil olmak üzere dijitalleşmenin coğrafyasını anlamak her zamankinden daha önemli. Dünyanın yaygın dijital ağlarını (veri dağıtan ve insanları ve nesneleri birbirine bağlayan uydular, denizaltı kabloları ve baz istasyonları) daha iyi haritalamak, sistemik riskleri ve bunları azaltmanın yollarını belirlemeye yardımcı olabilir. (…)

Nadir toprak elementleri

Dijital dünyamızın temelinin fiziksel olduğunu kolaylıkla unutabiliriz. Dijitalleşmeyi sağlayan fiber optik kablolar, piller, devreler ve cihazlar minerallerden meydana gelir. Bakır, kuvars, silikon, kobalt, lityum ve 17 metalden oluşan, bir aile olan nadir toprak elementleri, gezegendeki hemen her elektronik cihazda kullanılıyor. Bunların üretiminin çoğu, küresel arzın yüzde 80’inden fazlasını kontrol eden Çin’de gerçekleşiyor. Çin’i ABD, Myanmar ve Avustralya izliyor. Bu elementlere yönelik artan talebe karşı Çin, küresel tedarik zinciri üzerindeki hakimiyetini güvence altına almaya çalışıyor. Diğer ülkeler ise elektronik atıkları geri dönüştürüyor ve başkalarına bağımlılıklarını azaltmak için temel malzemeleri topraktan çıkarıyor. Çin ile artan gerilimler, ABD’nin, Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki tekel sayılabilecek konumunu sarsma ve kendine yeterlilik çabalarını harekete geçirdi.

Nadir toprak elementlerinin madenciliği, işlenmesi ve nakliyesi dahil olmak üzere tedarik zinciri kesintileri riski çok gerçek bir risk. Örneğin Çin, geçmişte Japonya gibi ülkelerin tedariklerine kısıtlamalar getirdi ve bu da üretilmiş teknolojilerin küresel fiyatlarını artırdı. Japonya, bunun ardından stratejik stokunu genişletti. Üretim ve işleme tesislerine yönelik bilgisayar korsanlığı ve fidye yazılımı tehditleri de artıyor. Öte yandan nadir toprak madenciliği ekolojik hasara yol açıyor. Aslında oldukça bol olsalar da çıkarılmaları ve ayrılmaları pahalı ve çevreye zarar veriyor. Çin hem kendi ülkesinde hem de çevre ve işgücü düzenlemelerinin daha serbest olduğu Afrika’da üretimini istikrarlı bir şekilde genişletti. Çin tarafından işletilen madenler, büyük amonyum sülfat ve amonyum klorür havuzları oluşturarak su kaynaklarını ve ekili alanları kirletiyor.

Saldırılara açık uydular

Gezegenin dijital ağlarına güç sağlayan sistemlerin çoğu Dünya’da değil uzayda yer alıyor. İlk uydular 1950’lerde fırlatıldı ve bugün gezegenin yörüngesinde dönen 6.000’den fazla uydu var; bunların 2.600’den fazlası ise çalışır durumda. (…)

Ulus devletlerin uydularına yönelik, sinyallerinin kasıtlı olarak kesilmesi gibi tehditler pek yeni sayılmaz.........

© Fikir Turu


Get it on Google Play