We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kutuplaşmayı azaltmada medyanın rolü: Almanya örneği

1 4 1
05.08.2021
Fikir Turu · Kutuplaşmayı azaltmada medyanın rolü: Almanya örneği

Günümüzde çok sayıda ülkede, hatta zengin demokrasilerde bile artan kutuplaşma demokrasinin kendisi için önemli bir tehdit. Öte yandan araştırmalar, kamu yayıncılığına yatırımların artırıldığı Almanya gibi ülkelerde kutuplaşmanın azaldığını ortaya koyuyor. Atlantic Council’ın yönetici editörü Uri Friedman, The Atlantic’te yayımlanan yazısında bu araştırmalar ve yazarlarının görüşlerini temel alarak Almanya modelinin neden ve nasıl bir örnek oluşturduğunu anlatıyor. Yazının öne çıkan bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Nazilerden kaçan Viyanalı bir Yahudi olan Hen Edmund Schechter, 1945 yılında savaş sonrası Almanya’ya geldiğinde sadece fiziksel olarak değil, ‘psikolojik olarak’ da bir ‘çorak arazi’ ile karşılaşmıştı.

Bütün gazeteler yayınlarını durdurmuş, radyo istasyonları yok edilmiş ve Nazi personel kalmamıştı. ‘Sessiz’ medya ortamı, ‘her şeyi gerçekten sıfırdan inşa etmek için bakir bir alan sağladı’ diyor Schechter. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’ya gitmek için savaş esirlerinin tutulduğu bir kamptan ABD’ye kaçmıştı. Amacı, onu yok etmekle tehdit eden karanlık güçleri yok etmeye yardımcı olmaktı.

Kendi ülkelerindeki medyadan esinlenen Amerikan, İngiliz ve Fransız yetkililer, Batı Almanya’da demokrasinin tesis edilmesine yönelik çabaların parçası olarak kontrolleri altındaki bölgelerde kamu hizmeti yayını yapıları oluşturdular. Sistemler, Nazilerin propaganda aygıtının benzerlerinin yeniden ortaya çıkmasını önlemek üzere bilinçli olarak tasarlandı. Schechter’in o dönem açıkladığı şekilde, istasyonların hükümetin bir ‘sözcüsü’ haline gelmemeleri, ‘toplumun her seviyesini’ temsil etmelerinin güvence altına alınması amaçlanmıştı.

Schechter, Batı Almanya’nın Amerikan bölgesindeki radyo faaliyetlerini denetleyecek ve meslektaşlarıyla birlikte, şu anda dünyanın en iyilerden biri olan Alman kamu medyası sisteminin temellerinin atılmasına yardımcı olacaktı. Öğrenilenlerin, siyasi kutuplaşmayla boğuşan ve farklı türden bir demokratik canlanma yolunda mücadele eden ABD’ye aktarılmasının zamanı geldi.

Güçlü kamu yayıncılığı popülizmi can evinden vuruyor

ABD’de son birkaç on yılda kutuplaşma, diğer zengin demokrasilere göre daha fazla arttı. Ancak iktisatçı Levi Boxell, Matthew Gentzkow ve Jesse Shapiro’nun araştırmalarına göre belki de daha çarpıcı olan, bu tür demokrasilerdeki kutuplaşmadaki en önemli azalmanın, 30 yıl önce bölünmüş bir ülke olan Almanya’da meydana gelmesiydi. (…) Yazarlar, verilerinde ilgi çekici bir model fark etmişti. Stanford Üniversitesi’nde doktora adayı Boxell’e göre ‘Kutuplaşmanın azaldığı ülkeler, kamu yayıncılığına çok daha fazla harcama yapanlardı.’

Almanya, kamu yayıncılığının gözden kaçan bir mükemmellik örneği. Adolf Hitler ve yandaşları tarafından kitle iletişim araçlarının sömürülmesine karşı bir panzehir olarak kurulan sistem, ülkenin çoğunu paylaşılan bir gerçeklik etrafında birleştirme konusunda dünyanın en etkili modellerinden biri. ABD tarzı federalizm, İngiliz tarzı kamu yayıncılığının özgürlüğü ve refah devleti tarzı medya düzenlemesinin bir karması olarak halkı yakın, hükümeti ise belli bir mesafede tutmak için tasarlanmıştı. Alman kamu yayıncıları, ABD’dekileri gölgede bırakan yatırım seviyelerinin yanı sıra siyasi yelpazede kayda değer ölçüde geniş kitlelere hitap ediyor ve yaygın güvene sahip.

New York Üniversitesi’nden medya araştırmacısı ve önde gelen demokrasilerde kamu medyasıyla ilgili iki araştırmanın yazarlarından olan Rodney Benson, Almanya’daki siyasi kutuplaşmayı azaltmada ‘denklemin bir parçası kesinlikle güçlü kamu medyası diyor.” (…)

Yazar, Almanya da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki popülistlerin sürekli olarak kamu yayıncılarına saldırmasının bir mantığı olduğunu söylüyor: “Güçlü kamu yayıncılığı, popülizmin can damarı olan kutuplaşmayı azaltıyor.

Medyanın bağımsızlığı ve yayın özgürlüğü

Almanya’nın kamu medyasının başarı öyküsü, 70 yıl önce, Schechter ve meslektaşlarının yeni gazeteler ve istasyonlar açması, demokrasi yanlısı Alman çalışanlar istihdam etmesi ve medyanın devletten bağımsızlığını korumak üzere yerel yasaların şekillendirilmesine yardımcı olmalarıyla başladı. Bütün bunlar, televizyon ortaya çıktığında yasal ve kurumsal bir çerçeve sağlamıştı.

1950 yılında bölgesel radyo........

© Fikir Turu


Get it on Google Play