We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Amerikan casusları ikinci 11 Eylül’e hazır mı?

2 3 4
09.09.2021

11 Eylül 2001’deki terör olayları, üzerinden tam 20 yıl geçmesine rağmen hâlâ tartışılıyor. Üç bine yakın sivilin öldüğü, ABD’yi derinden sarsan saldırıların ardından Washington yönetimi teröre karşı savaş ilan etmiş, Irak ve Afganistan’ı işgal etmişti. Başarılı olduğuysa kuşkulu…

ABD geçen ay Afganistan’ı terk etti, Irak’ta ise 2020’in başında “istenmeyen güç” ilan edildi. Tabii ABD 20 yılda çok değişti. En büyük değişimlerden birini Amerika Birleşik Devletleri İstihbarat Topluluğu yaşadı. İstihbarat teşkilatlarının sayısı arttı;1 istihbarata ayrılan bütçeleri katlandı. Bu arada El Kaide lideri Usame Bin Ladin’i ele geçirmek gibi başarılara da imza attılar. Ancak Amerikan istihbaratını yakından izleyenler durumun göründüğü gibi olmadığını ileri sürüyorlar.

ABD’nin Stanford Üniversitesi öğretim görevlilerinden ve “Casuslar, Yalanlar ve Algoritmalar: Amerikan İstihbaratının Tarihi ve Geleceği” başlıklı kitabı yakında yayınlanacak olan Amy Zegard, The Atlantic dergisinde yayınlanan makalesinde, güçlü Amerikan istihbaratı görüntüsünün arkasında başka bir manzara olduğunu öne sürüyor. Zegard’a göre, dünyada terörün de diğer tehditlerin de doğası değişirken Amerikalı ajanlar hâlâ eski usul çalışmaya devam ediyor ve muhtemelen bu yüzden yeni bir 11 Eylül’ün önüne geçemeyecek. Yazıdan öne çıkan bazı bölümleri aktarıyoruz:

“11 Eylül, son yarım asırdaki en büyük istihbarat başarısızlığımızdı. Sürpriz bir saldırıydı, ama bu bir sürpriz olmamalıydı. Acı gerçek şu ki Amerika istihbarat kurumları tehlikenin geldiğini gördüler, lakin daha çok, çoktan geçip gitmiş bir dönemin düşmanlarına karşı donanımlı oldukları için, bu tehlikeyi önleyemediler. Yaptığım araştırmalara göre 1990’larda Soğuk Savaş biter ve tehditlerin doğası değişirken, Amerikan İstihbarat Topluluğu buna uyum sağlayamadı.

Bugün benzer bir sorunla karşı karşıyayız. 11 Eylül’den beri casuslar El Kaide’ye karşı koymayı öğrendiler, ama El Kaide artık eskisi kadar büyük bir sorun teşkil etmiyor. Küresel tehdit ortamı artık çok daha karmaşık: Artan siber saldırılar, yükselen Çin, Rusya’nın saldırganlığı, İran ve Kuzey Kore örneklerinde olduğu gibi nükleer silahların yaygınlaşması, iklim değişikliği ile mücadeleden uzaklaşılması ve çok dahası… Ama istihbarat kuruluşları bir kez daha bunları takip etmekte güçlük çekiyor. Neden? Çünkü siyasetçiler ve kurumların başındakiler ne derlerse desinler ya da ufukta beliren düşmanlıkları ne kadar açıkça görürse görsünler, söz konusu kurumlar ‘tanıdıkları düşmanlarla’ savaşmak için tasarlanmışlardır. İstenildiği kadar raporlar sunulsun, uyarılar yapılsın veya cesaret şampiyonları eyleme geçilmesi için baskı kursun, bu tür kurumlarda değişim yavaş yaşanır. Eski usuller baki kalır. Ama bu arada düşmanlar güçleniyor ve ülke bir kez daha savunmasız bırakılıyor…

11 Eylül öncesi istihbarat yanlışları

1990’lar boyunca Amerika’nın casusluk kuruluşları El Kaide’nin artan tehlikesi konusunda uyarmış olsa da söz konusu kurumlar Soğuk Savaş’a saplanıp kalmıştı. Para, terör gruplarına sızma çabalarını önlemek yerine Sovyetlerin nükleer savaş başlıklarını uzaydan takip edebilecek platformlara harcanmıştı. 11 Eylül’de CIA’nin başında olan George Tenet, istihbarat örgütünün terörle mücadele kabiliyetlerini modernize etmeye çalışmış, ancak başarısız olmuştu. FBI, terörizmi 11 Eylül’den yıllar önce resmen ‘bir numaralı önceliği’ ilan........

© Fikir Turu


Get it on Google Play