“Bizi Yarıştırmayan, Değerli Hissettiren Eğitim” |
Bizi Yarıştırmayan, Değerli Hissettiren Eğitim
Eğitim, ortalıkta bir galatı meşhur olarak herkesin veya birçoğumuzun sandığı gibi bir hırs yarışı değildir. Hırs tarlalarında başkalarını ezerek hasat toplama kavgası hiç değildir. Öğrendiğini hayata tatbik etmek, bilginin israfından kaçınarak onu insanlığın hayrına bir infak malzemesi kılabilmektir.
Gerçek ve köklü bir eğitim anlayışı; insanı durmaksızın birileriyle mukayese eden acımasız bir sistem olmak yerine, onu kendi kalbine yaklaştıran, ona içsel bir olgunluk kazandıran ve bizi yarıştırmayan, değerli hissettiren eğitim modelinin ta kendisidir.
Bu sistemi yani ideal olan eğitimi arzu ettikçe tam tersi gelişmeler nedense daha çok beğeniliyor! Anlamak mümkün değil! Herkes şikayetçi ancak şikâyet ettiğini yapmaktan da geri durmuyor!
İnsanın eğitim yolculuğunda uğraması gereken en sarsılmaz durak, aslında kendi halim-İçsel yolculuğum, derin düşünme alanı, içsel muhasebe diye tabir edilen, başkalarının beklentilerinden uzak, o dingin ve samimi iklimdir.
Ancak bu teknolojik çağda bu alana uğrayanların sayısı pek az.
Kişi, modern dünyanın gürültüsünden sıyrılıp kendi iç dünyasında biraz zaman geçirmediği sürece, aldığı hiçbir eğitim kalbe nüfuz etmez. Etmediği için her geçen gün daha da aşağıya gidiyoruz.
Ne dur diyen var ne de dur diyene kulak veren!
Kapitalist sistemin dişlileri arasında olabildiğince eziliyoruz.
Bugün insanlık, her şeyi çabucak tüketmeyi arzulayan haz çağının ve hız çağının baskısı altında ezilmektedir. Bu sürat yolculuğunda herkes meşgul, herkes biraz yorgun ve kırgın hissetmektedir.
İçsel bir terbiyeden ve şefkatli bir eğitim süzgecinden geçmeyen kitleler, sürekli kendi mağduriyetlerine odaklanmaktadır.
Herkes biraz haklı, herkesin biraz hakkı yenmiş yanılgısıyla bencil bir karmaşıklığa sürüklenmektedir. Bu ruh halinin doğal bir sonucu olarak modern insan, her an görülmek, duyulmak, anlaşılmak ve daima haklı bulunmak........