Modern Zamanın Tufanı |
"Empati", çok temel ve önemli bir insan duygusu.
Bu duyguya (pek çok başka duygu gibi) aşırı önem atfediliyor.
Bunun sebebi toplumsal (sosyolojik / makro) meseleleri, bireysel (psikolojik / mikro) problemlere indirgeme furyasının içinde olmamız.
Büyük anlatıların (grand narratives) çöktüğü, dinlerin, ideolojilerin etkisini kaybettiği post-modern bir devirde yaşıyoruz.
İnsan topluluklarını birlikte hareket etmeye sevk edecek güçte "anlatılar" yok artık. İnsanlık artık ideoloji yorgunu.
Bir sosyal teoriden hareketle toplumsal olana dair söz söylemek, yeni bir örgütlenme ya da paylaşım biçimi önermek çok zor.
Mevcut şartlarda "bireysel duygular" toplumsal değişim için elde kalan tek araç oluyor.
Bir tür mecburi istikamet...
Bu çaresizlik, dünyadaki haksızlıklara karşı insanların "empati kurmaya" çağrılması sonucunu doğuruyor.
Eskiyen müesses sosyal nizam çöküyor ama yerine yenisini koyamıyoruz; elimizdeki tek "geçer akçe" bireysel hislerimiz.
O zaman insanların birbirini yok etmesine, birbirine zulmetmesine mani olabilmek için "empati" duygusunu öne çıkaralım diyoruz.
Fakat bu işe yaramıyor, yaramayacak!...
Çünkü sosyal düzen "duygular" üzerine kurulamaz!
Cinayet, gasp, hırsızlık, dolandırıcılık gibi fiiller, bunların mağdurlarına empati yaptığımız için "suç" sayılıp cezalandırılmaz.
Kanunlar, toplumsal düzenin korunması için yapılan sosyal sözleşmenin vücut bulmuş halleridir.
Bir katili, öldürdüğü kişiye ya da maktulün yakınlarına karşı hissettiğimiz empati duygusu yüzünden cezalandırmayız.
Öyle........