Transhümanizm & AI: İblis’in İnsanlığa İlk Vaadi

“Hani rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Biz seni övgü ile tesbih ederken ve senin kutsallığını dile getirip dururken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah “Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurdu.” Bakara Suresi 30. Ayet

Uzun zamandır nedendir bilinmez, propaganda ajanları, bilim ve dini tezat konseptler olarak sınıflandırmış durumda. Halbuki din ve bilim aynı soruların cevaplarını peşinde koşmuştur. İnsan nedir? Dünyada yerimiz nedir? Biz ölünce ne olacak? Bu gibi birçok soru, insanlık tarihi boyunca kafa yorulmuş ortak sorulardan sadece birkaçıdır. İlkel pagan toplumlarının inanç önderleri büyü ile hekimlik yapmıştı. Kabul ediyorum, zamanın medikal prosedürleri oldukça faydasızdı ancak yinede inanç önderleri toplum içinde bilim adamları olarak görev almıştı. Din görevlileri okuma yazma bilen insanlardı, onlar sırların perdelerini aralıyanlardı. Onyedinci yüzyılda, Anglo-İrlanda asıllı rahip James Ussher İncil’deki isimlerin yaşamlarını terse doğru sayarak dünyanın M.ö. 4004 yılında yaratıldığını öne sürdü. Dönemin bilim adamları okyanusdan toplanan tuz örneklerinden, taşlar üzerindeki su aşınmasından ve nehirlerdeki tortu oluşumundan dünyanın yaşı hakkında benzer bir yorumda bulundu.

Böylelikle insanlığın altı bin yıldır var olduğu bilgisi kabul edilmiş oldu. Tabii bu ilk inanç merkezi Göbeklitepenin keşfinden önceydi.

Tıpkı dinlerin sırları yorumladığı gibi bilim ve teknoloji de gökyüzünü merak edip sorular sordu. Yüzyıllar boyunca sadece inanç ve bilim ölmüş bedenleri yarıp içinde ne var diye merak etti. Toplum ilerledikçe din ve bilim aynı konular hakkında vaatlerde bulunmaya başladı. Din, insanlara günahlarının ağırlıklıklarından tövbe ile özgürlük sağlarken, bilim, insana dünyanın başka bir ucunda olma özgürlüğü verdi.

Ancak günümüzde bu farkların yavaşça ortadan kalkmaya başladığını düşünüyorum.

Teknolojinin bir dine dönüşmeye başladığını görüyorum. Sonuçta din nasihatten ibarettir. Bunun en gerçek örneği artık insanların ağzından; ben bir tekno-skeptic’im ve teknolojinin çizdiği gelecek hakkında şüphelerim var, gibi söylemlerin ortaya çıkmaya başlamasıdır. Doğal olarak bazı kalabalıklar da “Transhümanizm” gibi entelektüel ve kültürel hareketleri insanlığın yeni kurtuluşu olarak görmekte.

Transhümanizm, insanların makineler ile birleştiği ve sonsuzluğu fethettiği senaryoları konuşmakta. OpenAI’ın CEO’su Sam Altman 2017 yılında “The Merge” başlıklı yazısında insanların telefonları ile birleştiklerinin altını çizerek başlamış olan değişimin ilk haykırışlarını yapmış oldu. Transhümanizme ilk kez Yuval Harari’nin “Homo Sapiens” kitabında rastlamıştım. Dünya elitlerinin süper insanlara dönüşeceğini ve organik-bilgisayardan olan insanların “hacklenerek” geliştiğinden bahsediyordu. Yarın, hiç olmadığı kadar korkunç sırlar saklıyor artık. Bir zamanların kıyamet alametleri şimdinin gelecek senaryoları ile kıyaslanamaz bile.

AI gerçekten ne kadar hızlı ilerliyor? Süper AI’ın robotlar ile birleşmesi ve süper yapay zekanın ayaklarının yere basması bizim için ne anlama geliyor? Yapay zekanın kavram olarak daha kesin bir tanım içinde yer alması için öncelikle beynimizin nasıl çalıştığını anlamamız gerek. Bilinmelidir ki yapay zeka bizim beynimizin modeline müstenit design edilmiştir. Diyelim ki çatal kullanarak yemek yiyeceksiniz; beynin Oksipital lobunu kullanarak görsel bilgileri analiz edersiniz. Frontal lobu ve parietal lobunu kullanarak koordinasyonu sağlarsınız ve çatalı ağzınıza götürürsünüz. Beyin bir çok münferit parçadan oluşur ve en basit işleri yapmak için işbirliğine başvurur. Milyarlarca sinir ucundan ve nöronlardan oluşan beyin, bu nöronları kan dolaşımı ile birbirine bağlar. Beyin bedenin en kompleks organıdır ve kısaca bu şekilde çalışır. Yapay zeka da işte aynı bu şekilde farklı devre sistemleri ve farklı metotlarla eğitilmiş bloklardan bir araya gelmiştir. Bu yüzden AI’a bir komut verildiğinde ne düşündüğünü göremeyiz çünkü aynı bizim beyinlerimiz gibi verilen komutu bağımsız sistemlerden süzgeçlemektedir. Şirketler AI’a dürüstlük eğitimi verdiklerini söylemekte ancak kendisine hedef........

© Fikir Coğrafyası