İnsanı Anlama Çabası
İnsan, en çok kendine yabancı olan varlıktır. Yüzyıllar boyunca filozoflar, insanı anlamaya çalışmış; onun ne olduğu, nasıl düşündüğü, neden böyle davrandığı üzerine sayısız soru sormuştur. Zamanla bu çaba, felsefenin soyut tartışmalarından sıyrılarak bilimin daha somut alanına, psikolojiye taşınmıştır. Özellikle sosyal psikoloji, insanın tek başına değil; başkalarıyla birlikteyken kim olduğunu anlamaya yönelmiştir.
İnsan, çoğu zaman sandığı kadar “kendi başına” değildir. Dünyayı olduğu gibi gördüğünü düşünür; oysa gerçekte gördüğü, kendi iç dünyasının bir yansımasından ibarettir. Geçmişi, korkuları, beklentileri ve hayalleri, onun gözlerine görünmez bir filtre takar. Bu yüzden aynı dünyaya bakan insanlar, bambaşka gerçeklikler içinde yaşayabilir.
İnsanı anlamaya çalışırken en çarpıcı gerçeklerden biri de şudur: Biz, başkalarının sandığımızdan çok daha fazla etkisi altındayız. İçinde yaşadığımız toplum, kültür ve farkına bile varmadığımız alışkanlıklar, düşüncelerimizi sessizce biçimlendirir. Tıpkı suyun içindeki balığın suyu fark edememesi gibi, biz de çoğu zaman içinde bulunduğumuz kültürün etkisini göremeyiz. Ancak o sınırların dışına çıkabildiğimizde, kendimizi ve dünyayı yeniden düşünmeye başlarız.
İnsan, belirsizlik anlarında yönünü bulmak için çoğu zaman toplumda lider olarak görülen kişilere yönelir. Bu yöneliş, sadece doğruyu arama isteğinden değil, aynı zamanda kabul görme ihtiyacından da beslenir. Birey, kimi zaman bir davranışı doğru olduğuna inandığı için değil, yalnız kalmamak adına benimser. Sevilmek, ait olmak ve dışlanmamak arzusu, onu çoğunluğun yönüne doğru sürükler. Bu eğilim bazı durumlarda hayatı kolaylaştırsa da kimi zaman bireyin kendi değerlerinden uzaklaşmasına neden olabilir.
Daha da çarpıcı olan, insanın bir otorite karşısındaki hâlidir. Kendi vicdanıyla baş başa kaldığında kabul etmeyeceği davranışları, bir otoritenin gölgesinde sergileyebilir. Bir grubun içinde ise bu sosyal etki katlanarak artar. Tek başınayken makul olan düşünceler, kalabalık içinde keskinleşir, sertleşir, hatta fanatizme dönüşebilir. İnsan, kalabalığın içinde kendini daha güçlü hisseder; ne var ki çoğu zaman daha az........
