AIPAC’in "Krallığı" ve Amerikan Siyasetinin Yeni Fay Hatları: Massie’nin Tasfiyesi, Rabb’ın Direnişi

Washington’da siyaset çoğu zaman sandıkta değil, sandığın çok öncesinde başlar: bağışçı toplantılarında, kapalı yemeklerde, lobi ofislerinde, adaylardan bağımsız biçimde sınırsız harcama yapabilen siyasi eylem komiteleri olan Super PAC hesaplarında ve televizyon reklamlarının karanlık mutfağında. Amerikan demokrasisi dışarıdan seçimler, adaylar ve kampanyalar üzerinden görünür. Fakat içeride para, lobi ağları ve medya bombardımanı, kimin yükseleceğini, kimin “makul”, kimin “tehlikeli” sayılacağını belirler. Bu sebeple, araştırmacı gazeteci Greg Palast, Amerikan demokrasisini “paranın satın alabileceği en iyi demokrasi olarak tanımlar.

Bu düzenin en güçlü aktörlerinden biri AIPAC’tir. Yani Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (American Israel Public Affairs Committee). AIPAC artık sadece bir lobi örgütü değil, Washington’da bir tür siyasi akreditasyon merkezi gibi çalışır. Bu yüzden 2021-2025 arası Temsilciler Meclisi üyesi ve 2026 Ara Seçimleri için yeniden aday olan Cori Bush’un “AIPAC, senin krallığını yıkmaya geliyorum!” sözü, Amerikan siyasetindeki büyük fay hattının ilanıydı.

Bu fay hattı, iki ayrı yerde çok net biçimde görüldü. Kentucky’de Thomas Massie tasfiye edildi. Pennsylvania’da ise Chris Rabb direndi ve kazandı. Biri Cumhuriyetçi Parti’nin dış müdahale karşıtı kanadından, diğeri Demokrat Parti’nin ilerici, Filistin yanlısı ve müesses nizam karşıtı damarından geliyordu. Ama ikisi de aynı makineyle karşılaştı: Lobi parası, Super PAC operasyonları, medya manipülasyonu ve karakter suikastı.

Kentucky’de Bir Devrin Sonu: Thomas Massie Neden Hedef Seçildi?

2012'den beri Kentucky'nin 4. kongre bölgeden Temsilciler Meclisi üyesi olan Cumhuriyetçi Thomas Massie, Washington standartlarına göre hiçbir zaman “normal” bir siyasetçi olmadı. MIT (Massachusetts Institute of Technology/Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) mezunu bir teknoloji insanıydı. Kentucky’de kendi inşa ettiği ve elektriğini güneş enerjisinden sağladığı, elektrik şebekesine bağlı olmayan bir evde yaşıyordu. Kendi kendine yetme fikrini bizzat yaşıyordu. Temsilciler Meclisi’nde de aynı çizgiyi sürdürdü; devlet harcamalarına, dış müdahalelere, dış yardımlara ve gözetim politikalarına karşı çıktı.

Massie’nin hedef haline gelmesi sadece İsrail’e yardıma karşı çıkmasından kaynaklanmadı. O, prensip olarak hiçbir ülkeye karşılıksız çek verilmemesi gerektiğini savunuyordu: İsrail’e de, Ukrayna’ya da, Mısır’a da. Amerikalıların vergi parasının önce Amerikalılar için harcanması gerektiğini söylüyordu. Ancak asıl kırılma, AIPAC gibi lobilerin Kongre’ye girmeden önce adaylardan yazılı taahhütler istediğini anlatmasıyla yaşandı. Massie buna “Ben lobiciler için ev ödevi yapmam” diyerek karşı çıktı. Bu, Washington’daki itaate açık bir meydan okumaydı.

Massie’nin başka “suçları” da vardı. FISA (Foreign Intelligence Surveillance Act/Yabancı İstihbarat Gözetleme Yasası) kapsamında Amerikan vatandaşlarının mahkeme kararı olmadan izlenmesine karşı çıktı. Ro Khanna ile birlikte “Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası”nı gündeme taşıdı. Jeffrey Epstein dosyalarının açıklanmasını istedi. “Epstein Sınıfı” olarak adlandırılan elit ağlara dokundu.

İsrail merkezli yayın organı Ynet, Kentucky 4. Bölge ön seçimi, normalde ulusal ölçekte pek önemi olmayan bir yarışken, Massie’nin Trump’la, AIPAC’le ve İsrail’e yardımla yaşadığı gerilim yüzünden ülkenin pahalı yarışlarından birine dönüştü. Massie, Epstein dosyalarının açıklanması çağrısı, Washington’daki lüks harcama projelerine itirazı, İran savaşına ve İsrail’e yardıma muhalefeti sebebiyle Trump’ın ve AIPAC’in hedefi haline geldi.

En Pahalı Ön Seçim: 32 Milyon Dolarlık Tasfiye Operasyonu

Massie’ye karşı yürütülen kampanya, kısa sürede sıradan bir seçim çalışması olmaktan çıkıp açık bir tasfiye operasyonuna dönüştü. Bir Temsilciler Meclisi ön seçimi için 32 milyon dolardan fazla para harcanması, Amerikan demokrasisinde lobi parasının ulaştığı seviyeyi gösteriyordu. Bu para istenilen adayın kazanmasını temin etmekten çok bir mesaj verilsin diye harcandı: “Lobiye karşı çıkarsan, seni paramızla boğarız.”

AIPAC bağlantılı Birleşik Demokrasi Projesi (UDP; United Democracy Project), Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu Zafer Fonu (Republican Jewish Coalition Victory Fund) ve “MAGA Kentucky” gibi yapılar bu operasyonda rol aldı. “MAGA Kentucky” adı özellikle ironikti; çünkü ne Trump’ın ‘Önce Amerika’ çizgisine bağlı MAGA tabanını ne de Kentucky’nin yerel iradesini temsil ediyordu. Miriam Adelson, Paul Singer ve Epstein’in “küçük kara kitap”ında yer alan kişiler arasında yer alan John Paulson gibi İsrail yanlısı milyarderlerin desteğiyle Massie’ye karşı büyük bir reklam savaşı yürütüldü.

Amaç Ed Gallrein’i tanıtmaktan çok Massie’yi itibarsızlaştırmaktı. Onu “liberal”, “sadakatsiz” ve “radikal solcularla işbirliği yapan” biri gibi göstermeye çalıştılar. Reklamlarda çoğu zaman İsrail’den söz edilmedi; sınır güvenliği, sadakat, asker maaşları, kürtaj ve kültür savaşı başlıkları öne çıkarıldı. Yapay zeka destekli sahte görsellerle Massie, Alexandria Ocasio-Cortez (AOC) ve Ilhan Omar ile birlikte gösterildi. “Throuple” ya da “thropple” denilen, üçlü ilişki iması taşıyan sahte görseller kullanıldı. Muhafazakâr seçmenin hassasiyetleri kaşındı. Gerçek mesele gizlendi. Hakikat lobi parasının gürültüsü altında bastırıldı. Paranın sesi yükseldi, hakikatin sesi bastırıldı. Asıl amaç “bağımsız davranmaya kalkışırsanız, sizi siyasi haritadan sileriz” mesajını vermekti. Fakat bu mesaj, AIPAC’in gücünü gösterdiği kadar, korkusunu da gösterdi.

İdeolojik Bir Çelişki: "Önce Amerika" mı, "Önce İsrail" mi?

Massie’nin........

© Fikir Coğrafyası