We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Amerika Ne Kadar Güçlü

3 0 0
20.09.2021

İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyada yeni bir düzen/denge kuruldu. Bu dengenin tarafları savaşın da gerçek galipleri idi; ABD ve Sovyetler... Diğer ülkelerin hemen tamamı kendilerini bir şekilde bu iki blok içerisinde yer almak ya da bu iki bloktan birisi ile işbirliğine gitmek zorunda hissetti. Savaştan ağır yaralarla çıkan, askeri ve ekonomik mecali kalmayan Britanya İmparatorluğu da bu dönemde rolünü Amerika’ya devretmek zorunda kaldı.

Bu denge taraflardan birisinin iflas/pes etmesiyle 1990'larda yeni bir aşamaya evrildi. Aslında Doğu Blokuna karşı kurulan NATO başta olmak üzere Batı Blokunun da rolü sona ermişti ama, ufukta Amerika için tek kutuplu bir dünya gözüküyordu. Zira 1990’larda Doğu Blokunun başat temsilcisi olan Sovyetler dağılmış, en büyük tehdit bertaraf edilmişti. Diğer temsilci Çin ise 1978’deki dönüşüm politikalarının güçlü geri bildirimlerini henüz etkili bir biçimde almaya başlamamış, hatta Tiananmen olayları ile Çin komünizmi de çökertme girişimleriyle karşı karşıya kalmıştı.

Tahmin edilenin aksine Avrupa ülkeleri de Amerika'nın Avrupa’daki varlığından rahatsızdı. Avrupa Birliği’nin kuruluş nedenlerinden birisi de bu rahatsızlıktır. Fransa'yı Alman işgalinden, Almanya’yı da Sovyet işgalinden kurtardığından o dönemde elleri mahkumdu Amerika’ya… Nitekim bugün bile 2/3’ü Almanya’da olmak üzere Amerika’nın Avrupa’da 70 binin üzerinde askeri vardır.

İngiltere ayrı bir hikâye… Adeta Pirus zaferi kazanan İngiltere savaş sonrası, yeni kurulan dünya düzeninin de bir parçası olan Marshall yardımlarıyla ayakta kalabildi. Pek dillendirilmez ama yaklaşık 900 yıl önceki işgalin (Norman işgali) bu kez Almanlarca tekrarlanması yine Amerika’nın müdahalesi ile engellenmiştir. Bir başka deyişle Amerika Fransa ve Almanya gibi İngiltere’yi de işgalden kurtarmıştı.

İngiltere ekonomik sorunlarını sonraki yıllarda da aşamadı. Nitekim 70'li yıllar İngiltere için kabustu adeta… Avrupa Birliği’nden ayrı bir ekonomik birliktelik (EFTA) oluşturmak istedi ama başaramadı. İlk başta davet edilmesine rağmen katılmadığı Avrupa Birliğinin kapısını çalmak zorunda kaldı. Bu kez de Fransa’nın İkinci Dünya Savaşındaki kahramanı De Gaulle ‘Amerika’nın truva atı’ olduğu gerekçesiyle Birliğe girişine taş koydu. İngiltere, ancak Charles de Gaulle’ün ölümünden (1970) sonra ve Fransa’da yapılan referandum ile Avrupa Birliği’ne girebildi (1973).

Şimdi gelelim Amerika’nın gücüne… Amerika sadece askeri güç değil, aynı zamanda ekonomik güç ve Amerika bu gücünü önemli ölçüde dolardan almaktadır. Daha doğrusu bu iki güç birbirini beslemektedir. Doların global güç aracı olması 1944 Bretton Woods toplantılarında şekillendi. Bu toplantılar sonunda kurulan para sistemi dolara, dolar da altın rezervine dayandırılmıştır. Ama Amerika zaman içerisinde bunu yönetemedi ya da yeterli görmedi. Bu yüzden 1973’te altına dayalı dolar basma zorunluluğunu kaldırdı ama bu sefer de doların değeri düşmeye başladı. Altın karşılığı basılmayan dolarlar nedeniyle ilk başta 35 dolara sabitlenen ons altının değerini bugünlerdeki ikibin dolarları zorladığı noktaya kadar yükseldi.

Dünyada rezerv para hala yüzde 60 civarında doların hakimiyetinde… Bir başka deyişle her birimizin cebindeki ya da hesabındaki........

© Fikir Coğrafyası


Get it on Google Play