Gösteri Toplumu Ve Sansür

Modern toplumsal yapının tarihsel evriminde enformasyonun üretimi, dağıtımı ve tüketimi; iktidar mekanizmalarının meşruiyetini tesis etme ve sürdürme biçimleriyle doğrudan ilintilidir. Klasik sosyoloji kuramları çerçevesinde basın sansürü, otoriter devlet aygıtının kamusal alana yönelttiği kaba, dışsal ve engelleyici bir müdahale biçimi olarak kavramsallaştırılmıştır. Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Guy Debord’un Situasyonist Enternasyonal ekseninde geliştirdiği "gösteri" (spectacle) kavramı, Antonio Gramsci’nin hegemona teorisi, Louis Althusser’in ideolojik aygıtlar çözümlemesi ve Michel Foucault’nun biyo-politik disiplin rejimleri, sansürün niteliksel bir değişime uğradığını göstermektedir. Çağdaş gösteri toplumunda basın sansürü, salt bir yasaklama ya da enformasyon eksiltme pratiği değil; aşırı enformasyon üretimi (infollution), rıza imalatı ve dijital panoptisizm aracılığıyla hakikati simüle eden ve iktidar ilişkilerini yeniden üreten karmaşık bir hegemonik aygıttır.

Geleneksel basın sansürü anlayışı, devlet otoritesinin hakikati gizlemesi, gazeteleri kapatması veya metinleri fiziksel olarak karartması (redaksiyon) prensibine dayanmaktaydı. Ancak Sanayi Devrimi sonrası beliren kitlesel üretim ve tüketim kültürü, 20. yüzyılın son çeyreğinde yerini imgelerin, sembollerin ve temsillerin egemenliğine dayalı bir yapıya bırakmıştır. Guy Debord’un Gösteri Toplumu (1967) adlı başyapıtında ifade ettiği gibi:

"Doğrudan doğruya yaşanmış olan her şey, yerini bir temsile aktarmıştır... Gösteri, imgeler........

© Fikir Coğrafyası