Gazze Şehir Devleti Ulus Devletin Sonu Mu? |
Filistin İsrail savaşı uluslararası sistemin dönüşüm sembolü oldu. Batı, Gazze’de yaktığı ateşte eskimiş dosyalarını ve kirli çamaşırlarını yakıyor. Sistem yeni bir döneme başlamak için, geçmişe dair lüzumsuzluklardan kurtulup, işe yeni başlayan bir gencin ukalalığı ile merdivenlerden inmeye başladı.
Yakılması gereken o kadar çok şey vardı ki, bir an bölgenin ateşler içinde kalmasından korkuldu. Gazze’de yakılan ateş tersten esen bir rüzgarla her yeri kasıp kavurabilirdi. Ama olmadı. Her şey şimdilik planlandığı gibi gidiyor.
Bireysel, toplumsal ve ulusal değerleri yönlendiren bir aklın, bugün itibariyle uluslararası sistemi şekillendirdiğini görüyoruz. Bireysel/toplumsal aklın, devlet aklının önüne geçtiği bir dönemde, doğal olarak devletlerin geleceğini hakkında oturup düşünmek lazım.
Sosyolojik bir kabuk değiştirme sürecinden geçiyoruz. Yetenekli bir illüzyonist gözlerimizin önünde el çabukluğu ile oyunlar yapıyor. Lakin bizler bir çocuk gibi bu gösteri karşısındaki şaşkınlığımızı saklayamıyoruz.
Ulusal değerlerin güçlenmesi ilk bakışta ulusal devletlerin de güçleneceği anlamına geliyor. Asıl ilüzyon da tam burada başlıyor işte. Ulus devlet dediğimiz yapı, fütürist tasarımlarda anlamlı bir yere oturmuyor. Zira küreselleşmenin sonucu olan göç ve düzleştirme kadim ulusları bile yok ediyor. Millet olabilmeyi başarmış toplumlar kendilerini olabildiğince korunaklı bir sığınağa çekecekler.
Devlet dediğimiz ve insani değerler üzerine çıkartmak suretiyle kutsadığımız yapılar, esasında bir avuç insanın tasarımından öte bir şey değil. Bu nedenle devlet ile toplum arasındaki sözleşme, içeriği ve işlevselliği gereği şahıslar arasında yapılan sözleşmeden farklı değil. Bu kimi zaman yazılı kimi zamanda sözlü olabilir, fark etmez.
Şimdi devlete ve devlet aklına sahip bu bir grup insan, sözleşmenin şekli unsurları üzerinde bir değişiklik yapmak istiyor. Ulusal yapıyı temsil eden bireyler ve toplumlar sözleşmenin sabit tarafı olarak yerlerini koruyor. Ancak devletin sahibi olduğunu düşünen kesim, artık bir birey olarak sözleşmedeki yerini almak istiyor. Bir taraftan, devletin bir azınlığın elinde olmasını kabul etmiyoruz ama diğer taraftan derin devlet ve uzantılarına kutsallık atfediyoruz.
Üst akla sahip olduklarını, devleti ve toplumları yönetmek için seçildiklerini düşünen insanlar, yüzlerindeki maskeyi........