menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadrajın Dışı

17 0
17.08.2026

Hayat dijital zamanlara kadar; inançlar, değerler, çıkarlar için yaşanmaya çalışılıyordu. Artık hayat kadrajın içine sığdırılabildiği ölçüde değerli. Kadrajın dışında kalan kısmıysa, içi için harcanabilir ya da ihmal edilebilir hale geldi. Çünkü ekrana sığan kısım beğeni, onay, alkış ve kısa süreli haz sağlıyor. Bu da hayatı bir performansa, bir gösteriye dönüştürdü.

Show business kavramı Türkçeye "gösteri dünyası" şeklinde çevrilmiştir. Sözlük anlamı itibarıyla aslında “gösterme işi” demektir. Ancak bu kavram bir mesleğe ve sektöre karşılık geldiği için dilimize "gösteri dünyası" olarak yerleşmiştir.

Hemen her kavramda olduğu gibi bu olgunun da kökenleri en eski zamanlara kadar götürülebilir. Gösteri, ayinlerden kutlamalara, eğlencelere kadar her çağda ve coğrafyada farklı biçimlerde varlığını sürdürmüştür.

Uzun bir tarihsel arka plana girmeden şu soruyu sormak gerekir: Amaç nedir? Seçkinleri, orta sınıfı ya da kalabalıkları bir izlence ile eğlendirmek ve bolca alkış almak. Sahnede olan kişi, rol, makyaj, kostüm ya da maske aracılığıyla kendisi olmaktan çıkarak başka birine dönüşür. Başka biri olarak rol yapar: Ya komik olur ya bir kabiliyetini sergiler ya da taklit yoluyla takdir toplayıp alkış alır.

Burada pek tabii ekonomik kaygılar belirleyicidir. Daha çok izlenme daha çok para anlamına geldiği için aşırılıklar kaçınılmaz hâle gelir. Bu durum izleyicide, toplumsal değerlerin çözülmesi, özenme ve öykünme gibi dönüştürücü sonuçlar doğurur.

Amacı insanları eğlendirmek olan “gösteri dünyası” sosyoekonomik ve kültürel açıdan daha büyük sonuçlar doğurur. Özellikle modern ve kapitalist dünyada devasa bir endüstriye dönüşür. En görünür, en bilinir olanın enformatik gücü kapitalizmin görmezden gelebileceği bir şey değildir. Sermaye bundan sonuna kadar faydalanır.

Gösteri dünyasının kalabalıklar üzerindeki etkisi, bütünüyle bir kitap hacminde ele alınabilecek bir konu. Bu yazıda ise söz konusu olgunun, özellikle bu toplumda hayatı nasıl bir "gösteriye" ve "performansa" dönüştürdüğü üzerinde durulacaktır.

Televizyon, renkli televizyon, özel televizyonlar, internet ve sosyal medya... Bu süreç gösteri dünyasının da eş zamanlı biçimde etkisini değiştirdi, dönüştürdü. Nihayet sıradan insan; sahnede rol kesen, başkası olan, başkasını taklit eden, cinselliği son noktaya kadar kullanan sahne insanını özümsedi, benimsedi, içselleştirdi ve o olmaya karar verdi.

Özellikle “sıradan insanın” sosyal medyadaki paylaşımlarına bakıldığında o ışıltılı dünyada bir aktör, bir parça gibi rol üstlendiği, poz verdiği ve alkış beklediği görülür. Daha çok ilgi çekebilmek için sıra dışı olma, abartılı roller takınma, başkalarına benzememe çabasının “sıradanlaşması” ironik bir durumdur. Marjinalliğin sıradanlaşması kalabalığı oluşturan insanları büyük bir yığının değersiz bir ayrıntısı olmaktan kurtarmaz.

Daha görünür, daha beğenilir olmak için daha farklı, daha ilginç, daha sıra dışı olma çabası, aslında çevreyle girilen bir yarıştır. Bu yarışı kıskançlık, başkasını küçük görme ve kendini beğenmişlik besler. Oysa bu yarış sermaye için vazgeçilmezdir. Çünkü gösterilerden törenlere, giyimden otomotive kadar neredeyse tüm tüketim süreçleri, 'farklı ol, kalabalıktan ayrıl, kendine değer ver' sloganıyla körüklenir. Burada mesele yalnızca ekonomik değildir; aynı zamanda insanın kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişkiyi aşındıran ahlaki bir erozyon söz konusudur.

Işıltılı dünyanın değerli bir parçası olma arzusu sıradan insan için artık normalleşen bir durumdur; konu zamanla kişinin bireysel pozu, rolü olmaktan çıkmış; geleneksel törenler bile birer gösteriye dönüşmüştür.

Törenler de özünde bir gösteri olmakla birlikte aslında bir şeye işaret eder, bir amaca yöneliktir. Cenaze töreni bir vefata ve bundan doğan hüzne işaret eder. Tören ile işaret ettiği arasında bir uygunluk olmalıdır. İşaret eden, işaret olunanı aşmamalıdır; aşarsa odak noktası merhum olmaktan çıkar, başka bir şeye dönüşür.

Düğün ve mezuniyet törenleri bu bağlamda en dikkat çekici olanlarıdır.

Günümüzdeki ortalama bir düğünü gözümüzde canlandıralım:

Tüm zamanlarda ve tüm toplumlarda düğün yakın çevre ile toplanılıp mutlu bir haberin paylaşıldığı, eğlenilen, tebrikleşilen ve hediyeleşilen bir törendir. Bu törenin işaret ettiği yalın bir gerçeklik vardır: Bir kadın ile bir erkeğin evlendiği ve artık birlikte bir hayat süreceği. Buradaki düğün "işaret........

© Fikir Coğrafyası