We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hal-i perişanımızı görmek için Einstein olmak gerekmiyor…

61 0 0
09.10.2021

Geçen gün biraz da tesadüfen 12 dakika süren bir konferans izledim. TED konferansları dizisinden. Konuşmasının daha en başında, konferansı veren, Albert Einstein’den bir anekdot aktardı. Günlerdir o anekdot üzerinde düşünüp duruyorum.

Einstein üniversitede fizik dersleri veriyordu. Bir sınav günü, asistanı, hocasına, “Bugün sorduğunuz sorular geçen yıl sorduğunuz soruların aynısı değil mi?” sorusunu yöneltmiş. Gerçekten de öyleymiş. Asistan “İyi de, neden?” diye sorunca, Einstein, ona, “Sorular aynı, ama cevaplar değişti” mukabelesinde bulunmuş.

Sorular aynı, ama cevaplar değişti.

Bu soru-cevap, konferansçıya göre, 1942 yılında geçiyor.

Yıl 1942. Konu fizik. Hoca Einstein. Fizik gibi bir alanda aynı sorulara verilmesi gereken cevaplar 1940’larda bir yıl içerisinde değişebiliyor.

[Albert Einstein’a atfedilen anekdotu doğrulayan bir kaynak bulamadım. Ben o konferansı veren Paul Rulkens’in yalancısıyım.]

Günümüzde hemen her alanda müthiş değişimler yaşanıyor. Bilim-teknoloji işbirliğinden doğan muazzam yeniliklerle tanışıyoruz. Geçmişin kabullerini yıkan değerlendirmeleri takip etmek bile başlı başına bir iş.

Dünyada değişime öncülük edenler var. Değişimden yararlananlar var. Bir de var olanla yetinen, değişimden tedirginlik duyan ve değişmeye karşı direnenler var.

Bizim durumumuz hangisine uyuyor?

Üzerinde düşünüyorum ya, yukarıdaki soruma kendi cevabımı da yazayım: Bizim durumumuz o üç kategoriden hiçbirine uymuyor.

Her ne kadar değişmeleri takipte zorlansak da değişime direndiğimiz söylenemez; değişimden yararlanma değil ama, birileri bir şeyi pazara sürünce onu alıp kullanmakta sorun yaşamıyoruz. Ancak öncülük etmek bir tarafa geriden gelmeyi bile beceremiyoruz.

“Tekerleği yeniden........

© fehmikoru.com


Get it on Google Play